YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6559
KARAR NO : 2017/12511
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal ve Tescil, Alacak ve Hapis Hakkı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin 113 ada 33 parsel sayılı taşınmazda davalıya ait hisseyi 60.000,00 TL bedelle 06/01/2014 tarihinde satın aldığını, vekil edeninin satış bedelinin tamamını ödediğini, taşınmazın tapusunun vekil edenine devredilmediğini belirterek, dava konusu taşınmazdaki davalıya ait hissenin bedelinin ödenmesi nedeniyle bedel mukabilinde vekil edeni adına kayıt ve tesciline, bunun mümkün olmaması halinde sözleşme gereğince davalıya ödenen 60.000,00 TL satış parası ile yapılan masraf ve ödemeler toplamı olan 60.658,02 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili,dava konusu imzalanan adi sözleşmenin resmi taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğini taşımadığı, dolayısıyla terditli taleplerden birincisi olan tapu sicilinin iptal ve tescili talebinin hukuki zeminden yoksun olduğunu, alacak talebi yönünden ise; davacının vekil edenine ödediği bedelin tanıkların da doğrulayacağı şekilde 11.000,00 TL olduğunu, 60.000,00 TL gibi bir rakamın ödenmediğini, yerin vasfı nedeniyle böyle bir rakamın imkansız olduğunu, nitekim bu rakamında davacının 1.000 TL masraf yaptığını hesaplayarak 12.000,00 TL olarak davacı adına PTT ye havale edildiğini fakat davacının almadığını, dolayısıyla gerçek para bedeli yönünden vekil edeninin temerrüde düşmediğini tam tersine davacının verdiği parayı geri almayarak temerrüde düştüğünü bu nedenle gecikme faizi talep etme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabul ile kısmen reddine; 12.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacının dava konusu 113 ada 33 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve adına tesciline ilişkin talebinin reddine, hapis hakkına ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dosya arasında bulunan 6/1/2014 tarihli sözleşme başlıklı adi nitelikli senede göre; dava konusu 113 ada 33 parsel davalı … tarafından davacı …’a satılmış,bedeli olan 60.000 TL’nin tamamı nakden ödenmiştir. Söz konusu sözleşmenin sahteliği ya da geçersizliği ileri sürülmemiştir. Diğer yandan davalı yan yazılı belge niteliğindeki sözleşmenin aksini aynı güçteki başka delille kanıtlayamamıştır.
Bu durumda, davacının talebi gözetilerek istek hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.