YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21665
KARAR NO : 2017/12903
KARAR TARİHİ : 24.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu, icra mahkemesine başvurusunda, takip dosyasında haczedilen taşınmazın, İİK’nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi kapsamında haline münasip evi olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece, şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür.
İİK’nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli olan bedel ve haczedilen taşınmazın değeri bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen taşınmazın değeri, haline münasip meskenin temini için gerekli olan bedelden fazla ise, haczedilen taşınmazın satılmasına ve satış bedelinden haline münasip meskeni temin için gerekli olan miktarın borçluya bırakılmasına, kalanının hak sahiplerine ödenmesine karar verilmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Somut olayda, meskeniyet şikayetine konu taşınmazla ilgili olarak mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 21.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda; şikayete konu İzmir ili Karşıyaka ilçesinde bulunan 9061 ada 48 parselde kayıtlı 7 numaralı bağımsız bölümün değerinin 190.000,00 TL olarak belirlendiği, anılan raporda, borçlunun, aynı muhitte haline münasip evi 140.000,00-168.000,00 TL aralığında alabileceğinin bildirildiği görülmektedir. Sözü edilen raporun hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Zira, takip hukukunda asıl olan borcun ödenmesi olup, borçlunun, mutlaka şikayete konu meskenin bulunduğu semtte veya o yere yakın semtte meskeninin bulunması zorunlu değildir. Bu nedenle, bilirkişi raporunda, borçlunun daha mütevazi yerlerde haline münasip edinebileceği meskenin değeri tespit edilmeyip, şikayete konu taşınmazın bulunduğu aynı muhitten bedel tespiti yapılması doğru değil ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Diğer taraftan, söz konusu raporda, borçlunun haline uygun alabileceği evin değerinin tek bir bedel olarak net ve kesin şekilde tespit edilmediği de anlaşılmakta olup, bu haliyle de rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak borçlunun haline münasip evi alabileceği değerin, açık, net ve tek rakam olarak tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.