Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2017/18646 E. 2017/15657 K. 29.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/18646
KARAR NO : 2017/15657
KARAR TARİHİ : 29.11.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyetlerine dair,

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık hakkında 6136 sayılı yasaya aykırılıktan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6136 sayılı kanuna aykırılık suçu yönünden katılanın doğrudan suçtan zarar görmesi mümkün olmadığından ve açılmış davaya katılma hakkı bulunmadığından, katılan vekilinin 6136 sayılı yasaya aykırılık suçu yönünden temyiz isteminin 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanık hakkında 6136 sayılı yasaya aykırılıktan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre sanık ile katılanın boşanma aşamasında olup ayrı yaşadıkları, suç tarihinde çocuklarını görmek için kalmakta olduğu
sığınma evinden sanığın evine gelen katılanın bir süre çocuklarıyla zaman geçirdikten sonra evden ayrıldığı esnada sanığın da katılanla birlikte sokağa indiği ve burada yaşadıkları tartışma sonrasında, müşterek çocuk Gamze’nin soruşturma aşamasında alınan ve tarafsız tanıklar Mürfide, Emre ve Yasemin’in beyanları ile de doğrulanan anlatımları, olay yeri inceleme tutanağı ve katılanın adli raporları kapsamına göre sanığın katılanı tabancayla sağ meme başı lateralinde 1 adet, karın ön duvarında 9 adet, sağ femur üst 1/3 anteriorda 3 adet, sol femur üst yarısında anteriorda 4 adet sol bacak anteriorunda 3 adet kurşun giriş deliği ve sağ böbrek lojunda 1 adet kurşun çıkış deliği olabilecek lezyonlar meydana gelecek, yaşamsal tehlikeye ve vücudunda kemik kırığına yol açacak şekilde yaraladığı olayda, sanığın tanık Gamze’nin önüne geçmesi ve olayı haber alan polis memurlarının olay yerine intikal etmesi üzerine suça konu tabancayı kızına vermesi ve sanığın annesi tanık Ayşe’nin soruşturma aşamasında alınan beyanında olayın öncesinde henüz katılanla birlikte sokağa inmemişlerken sanığı cebinden bir şey alırken gördüğünü, tanık Gamze’ye sanığın silahını saklayıp saklamadığını sorduğunu zira sanığın katılanı öldüreceğini düşündüğünü, sanığın kendisine birkaç kez namusunu temizleyeceğini söylediğini, nitekim bu saikle katılanı vurduğunu beyan etmiş olması karşısında; sanığın kullandığı silahın niteliği, darbelerin şiddeti, sayısı ve yöneltildiği vücut bölgeleri ile meydana gelen yaralanmanın niteliği birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının eşi olan katılanı kendisini aldattığı inancıyla öldürmeye yönelik olduğu ve 5237 sayılı TCK’nin 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükmünün uygulanmasını gerektirecek ciddi bir çaba içinde olduğunu gösterir bir yön bulunmadığı cihetle sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs yerine suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek sanığın eyleminden gönüllü vazgeçtiğinin kabulü ile kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre;
b) Sanığın yaralama eylemi sonucunda katılanın hem yaşamsal tehlike geçirmesine hem de vücudunda kemik kırığına neden olacak şekilde yaralanmış bulunması karşısında, bu durumun ancak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılabileceği ve fikri içtima kuralları gereğince sanık hakkında hüküm kurulurken yalnızca en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK’nin 87/1-d, son maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde TCK’nin 87/3. maddesi gereğince de ayrıca artırım yapılması,
c) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas -2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.