YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2721
KARAR NO : 2017/8757
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : 2.811,92 TL maddi ve 3.500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekili ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5271 sayılı CMK’nın “Tazminat isteyemeyecek kişiler” başlıklı 144. maddesinin 1-e bendinde; “Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar” hükmüne yer verilmiş, madde gerekçesinde de “Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suçu işlediğini veya suça katıldığını ifade ederek gözaltı veya tutuklamaya neden olmuş ise tazminat istemeye hak kazanmayacaktır.” açıklamasında bulunulmuştur. Konuya ilişkin olarak Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2015 tarih, 2013/531 Esas – 2015/157 sayılı kararı da, ”5271 sayılı CMK’nın 144/1-e maddesinde açıkça adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanda bulunarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlara tazminat verilmeyeceği belirtilmiştir. Buna göre, bir suç isnadıyla hakkında soruşturma yapılan kişi adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını beyan ederek şahsi kusuru ile gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmuşsa artık bu kişinin tazminat talebinde bulunamayacağı kabul edilmelidir.” şeklindedir.
Bu kapsamda dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; tazminat talebinin dayanağı olan Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/73 Esas – 2014/272 Karar sayılı beraat hükmü ve temyiz incelemesi sırasında Uyap sistemi üzerinden temin edilen ifade tutanakları içeriğine göre davacının tüm aşamalarda alınan beyanlarında açıkça üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediğini kabul ederek tutuklanmasına neden olduğu, ancak yapılan yargılama sonunda atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, somut, inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle davacının beraatine karar verildiği ve davacı hakkında suç uydurma suçundan suç duyurusunda bulunulduğu dikkate alınarak, CMK’nın 144/1-e. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine tazminata hükmolunması,
Kabule göre de;
Davanın kısmen kabulüne karar verilmesi karşısında kendisini vekaletnameli vekil ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, dilekçe yazım ücretine hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.