YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11073
KARAR NO : 2017/8397
KARAR TARİHİ : 06.11.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK’nın 179/3-2, 50/1-a, 52/2-4, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, bölünmüş yolda, gece vakti 1,66 promil alkollü halde seyir halindeyken, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığı dikkate almadan seyrine devam ederek, kırmızı ışıkta bekleyen önündeki araca çarpıp, çarptığı araç içinde bulunan 2 mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına tam kusurlu şekilde sebebiyet verdiği olayda, mağdurların soruşturma evresinde sanıktan şikayetçi oldukları ve bu şikayet doğrultusunda sanık hakkında 03/07/2014 tarihli iddianame ile TCK’nın 89/4. ve 22/3. maddelerinde belirtilen bilinçli taksirle yaralama suçundan cezalandırılması için dava açıldığı, ancak, mağdurların kovuşturma evresindeki 02/03/2015 tarihli duruşmada alınan beyanlarında sanıktan şikayetçi olmadıklarını ifade ettikleri ve sanığın da vazgeçmeye açıkça karşı çıkmadığı dikkate alındığında, sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu, ancak aynı Kanunun 89/1. maddesi kapsamında kalacak şekilde yaralanan mağdurların şikayetten vazgeçmesinin, bilinçli taksir halinde dahi geçerli olması karşısında, alkollü araç kullandığı yönünde anlatım bulunan iddianame doğrultusunda, sanığa 27/11/2014 tarihli celsede TCK’nın 179. maddesinin uygulanması ihtimaline ilişkin ek savunma hakkı da tanınarak trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden mahkumiyet hükmü tesis edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında, adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının belirtilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
2)Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken, “taksitlerden birisi süresinde ödenmediği takdirde kalan ayların taksitlerinin tamamının bir defada sanıktan alınmasına” karar verilip, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin ihtarın TCK’nın 52/4. maddesi yerine, infaz aşamasına ilişkin olan 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi gereğince yapılması,
3)Kasıtla işlenen suçlarda TCK’nın 53/6. maddesi gereğince sürücü belgesinin geri alınması tedbirinin uygulanamayacağı dikkate alınmaksızın, sanığın sürücü belgesinin 5 ay süreyle geri alınmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün (3). bendindeki “TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca” ibaresinden sonra gelmek üzere “180 gün karşılığı adli para cezasına çevrilmesine” ibaresinin, (4). bendin devamına, “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibarelerinin eklenmesi ve hükümden (5), (7) ve (8) numaralı bentlerin çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.