Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/21775 E. 2017/14152 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21775
KARAR NO : 2017/14152
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma ve Değer Artış Payı Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı …… vekili, evlilik birliği içinde davalı adına edinilen taşınmaz yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, öncelikle tarafların anlaşmalı olarak boşanmaları nedeniyle davacının bu şekilde talepte bulunma hakkının bulunmadığını, esas yönünden ise taşınmazın banka kredisi ile alındığını ve taksitleri ödemekte zorlandığı için satıp borcu kapattığını, davacının malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 10.000,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı TMK.nun ikinci kitabının birinci kısmının dördüncü bölümünün başlığı “Eşler Arasındaki Mal Rejimi” dir. Bu bölümün ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci ayırımları; sırasıyla “Edinilmiş Mallara Katılma”, “Mal Ayrılığı”, “Paylaşmalı Mal Ayrılığı” ve “Mal Ortaklığı” başlıklarını taşımaktadır. Söz konusu bölüm ve ayırımların altında yer alan bir çok kanun maddelerinde de “mal” ya da “malvarlığı” tabiri kullanılmıştır. Nitekim, 219.maddede “Edinilmiş Mallar”, 220.maddede “Kişisel Mallar” ve 222/2.maddede “Paylı Mülkiyete Konu Mallar” hakkında düzenleme getirilmiştir. Sözü edilen kanunlar ile bölüm başlıkları ve kanun maddeleri bir bütün olarak ele alıp değerlendirildiğinde; “mal” tabirinden, eşlerin sahip oldukları ve mal rejiminin tasfiyesi davalarında konu edilebilecek, ekonomik değeri bulunan taşınır-taşınmaz varlıkların tamamının anlaşılması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlığa gelince Mahkemece, “taraflar arasında görülüp sonuçlanan 4. Aile Mahkemesinin 2013/926 Esas sayılı dosyasındaki protokolün hakim havalesi taşımadığı, duruşmada tespit edilen beyanlarında küçüklerle kurulacak şahsi ilişki konusunda protokole atıf yaptıkları, malvarlığı ile ilgili bir talebin bulunmadığının tespit edildiği, incelenen dosya içeriğine göre tarafların tespit edilen beyanlarından aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri sonucuna varılamayacağı, beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde kabul edilemeyeceği, dava konusu taşınmaza ilişkin açıklayıcı bir beyan bulunmadığı anlaşılmakla, davacının dava konusu taşınmaza ilişkin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı artık değere katılma alacağının 24.932,95.-TL. olduğunun kabulü ile taleple bağlı kalınarak 10.000,00.-TL. nin davalıdan tahsiline” karar verilmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün değildir.
Taraflar arasında görülen…4. Aile 2013/926 esas ve 2013/1043 karar sayılı boşanma dosyası incelendiğinde, taraflarca imzalanan 11.11.2013 tarihli protokol başlıklı evrakta boşanmanın ferisi niteliğindeki talepler ile birlikte ayrıca 5 nolu bentte ” tarafların birbirlerinden başkaca menkul ve gayrimenkul mal talebi bulunmamaktadır” şeklinde kararlaştırıldığı, boşanmada görülen duruşmada her iki tarafın alınan imzalı beyanlarında mal varlığı ile ilgili bir taleplerinin olmadığını belirttikleri, temyiz edilmeden kesinleşen boşanma ilamı hüküm fıkrasında da “mal varlığı konusunda anlaşmazlık bulunmadığından bir karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tarafların boşanma dava dosyasında imzalı beyanlarında kullandıkları “malvarlığı” ifadesi Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre mal rejiminin tasfiyesini de kapsar. Zira bahsedilen “mal varlığı” tabirinden mal varlıklarına ilişkin ayni ve şahsi hakların tamamının anlaşılması gerekir. Taraflar boşanma koşullarını karşılıklı bu şekilde kabul etmişlerdir. Bu kabulden sonra davacının sanki bu yönde bir anlaşma yapılmamış gibi taşınmaz üzerinden tasfiye talebinde bulunması hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Hakkın kötüye kullanılmasını hukuk korumaz.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.