Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/1365 E. 2017/14003 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1365
KARAR NO : 2017/14003
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu Belediye vekili, kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan ilama dayalı başlatılan icra takibinde, vekil edeni İdarenin, 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 5. bendinden kaynaklanan paylarının 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca haczinin kabil olmadığı, 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı yasa ile değişik 6. maddesinin 11. fıkrası gereği kamulaştırmasız el atma davalarında alınan mahkeme ilamına dayanılarak idarenin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceğinden bahisle haciz işlemlerinin iptali ile haczen dosyaya girmiş tahsilatlar var ise alacaklıya ödenmeyerek vekil edeni belediyeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece şikayetin reddine dair verilen karar, Dairemizin 09.03.2015 gün 2014/5097 Esas 2015/5532 Karar sayılı kararıyla, 2942 sayılı Kanun gereğince değerlendirme yapılmış ise de borçlu vekilinin 4706 ve 5393 sayılı Kanunlar gereğince haczin kaldırılması talebine ilişkin olumlu veya olumsuz karar verilmediği, eksik inceleme ile sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada 09.07.2015 tarihli celsede takip edilmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, 22.10.2015 tarihinde de HMK’nun 150/6. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nun 18/son maddesinde, İcra Mahkemesi’nin aksine hüküm bulunmayan hallerde, duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir edeceği, duruşma yapılması uygun görüldüğü takdirde ilgilileri en yakın zamanda duruşmaya çağıracağı ve gelmeseler bile gereken kararı vereceği belirtilmiştir.
Somut olayda borçlu vekilinin İcra Mahkemesi’ne başvuru dilekçesindeki iddiaları şikayet niteliğindedir.
Bu durumda Mahkemece, taraflar gelmese bile işin esası incelenerek gereken kararın verilmesi yerine yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye rağmen HMK’nun 150. maddesi uygulanarak “davanın açılmamış sayılması” yönünde hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.