YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6322
KARAR NO : 2017/12389
KARAR TARİHİ : 08.11.2017
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, suç eşyasını kabul etme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddede hapis cezasından verilenler hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dahil adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz yasa yoluna başvurulamayacağı öngörülmekle, hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
3-Suça sürüklenen çocuk … hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal, suça sürüklenen çocuk … hakkında suç eşyasını kabul etme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelemesinde;
1-Müştekiye ait telefon yedek parçalarının konulduğu işyerinden bağımsız depoya girmenin işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturmayacağının gözetilmemesi,
2-Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 165. maddesinde tanımı yapılan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-Kabule göre de;
a-Suça sürüklenen çocuk … hakkındaki sosyal hizmet uzmanı tarafından düzenlenen sosyal inceleme raporunda, “suça sürüklenen çocuğun zihinsel gelişiminin yaşından beklenen düzeyde olmadığı, hayatı sorgulama ve içinde bulunduğu durumu algılama düzeyinin yetersiz olduğu, suç farkındalığının gelişmediği, yaşı ve içinde yaşadığı koşullarda göz önünde tutulduğunda çocuğun davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğinin” belirtilmesi karşısında, suça sürüklenen çocuğun işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğinin uzman hekim raporuyla saptanması gerektiğinin düşünülmemesi,
b-Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan TCK’nın 165/1. maddesinde hem hapis, hem de adli para cezasının öngörülmüş olması ve hapis cezasında temel ceza belirlenirken alt sınırdan hüküm kurulduğu halde, uygulama maddesinde adli para cezasının alt sınırı belirlenmemiş olmakla, aynı Yasanın 52. maddesinin I. fıkrası uyarınca beş gün olacağı gözetilmeden adli para cezasında gerekçe gösteriİmeksizin alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.