YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3782
KARAR NO : 2017/8867
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1-2-b, 62/1, 52/2-4, 50/6, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın idaresindeki kapalı kasa kamyonetle parke taş döşeli kaldırımda gündüzün geri geri 200 metre kadar ilerledikten sonra, aynı yönde arkası dönük şekilde ilerleyen katılana çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda, atılı suçu bilinçli taksirle işlediğinin kabulü gerektiği halde, TCK’nın 22/3. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında temel ceza belirlenirken, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (f-g) bentlerinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
2-TCK’nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 26/02/2008 tarih 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK’nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 1 ile numaralandırılan bölümünün 1. fıkrasınındaki “failin güttüğü amaç ve saiki” ibaresinin hükümden çıkarılması ve yine hüküm fıkrasının 6 ile numaralandırılan bölümünündeki “aynı kanunun 50/6. maddesi gereğince hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 gün içerisinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmadığı veya başlanıp da devam edilmediği taktirde hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “ve ödenmeyen adli para cezasının, hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.