Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/5974 E. 2017/5892 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5974
KARAR NO : 2017/5892
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2015 tarih ve 2014/1078-2015/843 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31.10.2017 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davalarda davacı vekili Av. … ile asıl ve birleşen davalarda davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkili ile davalı … arasında 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme ile mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla davacı şirkete işletme hakkının devredildiğini, dava konusu alacağın iş kazası nedeniyle malul kalan işçiye yapılan ödemeler nedeniyle … tarafından açılan davada mahkeme kararına istinaden yapılan ödemelerin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince sorumluluğunun davalıya ait olduğunu ileri sürerek, toplam 101.738,75 TL’nin her bir ödeme tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2014/210 Esas sayılı davada davacı vekili, müvekkili ile davalı … arasında 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında sözleşme imzalandığı tarihten önceki işlemlerden dolayı bütün mesuliyetin davalı …’a ait olduğunu, … tarafından 19.02.2005 tarihinde iş kazası sonucu malul kalan …’a bağlanan gelir ve yapılan ödemeler nedeniyle müvekkili şirket aleyhine açılan dava nedeniyle icra dosyasına 3.800,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemelerin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince sorumluluğunun davalıya ait olduğunu belirterek, 3.800,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2014/211 Esas sayılı davada davacı vekili, müvekkili ile davalı … arasında 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında sözleşme imzalandığı tarihten önceki işlemlerden dolayı bütün mesuliyetin davalı …’a ait olduğunu, … tarafından 19.02.2005 tarihinde iş kazası sonucu malul kalan …’a bağlanan gelir ve yapılan ödemeler nedeniyle müvekkili aleyhine açılan davada …’ya 94.962,68 TL ödendiğini, ayrıca 2.385,95 TL onama harcı ödendiğini belirterek, toplam 97.348,63 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı şirket ile hisselerine sahip olduğu elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, devre ilişkin bilanço düzenlemeleri yapıldığını, geçmişe yönelik alacak ve borç işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllar nedeniyle …’tan herhangi bir talepte bulunulamayacağını, ayrıca davacı şirket işçisinin alacağı söz konusu olduğu için üçüncü kişi zararı bulunmadığından sözleşmenin 7. maddesinin uygulanamayacağını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.4. maddesine göre gerçekleştirilen iş ve işlemlerden ve bu işlemler nedeniyle açılacak davalardan doğan her türlü mali sorumluluğun …’a ait olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Rücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup davacının malvarlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10.199,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davalarda davalıdan alınmasına, takdir olunun 1.480 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davalarda davalıdan alınarak asıl ve birleşen davalarda davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davalarda davacıya iadesine, 31/10/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(M)

KARŞI OY

Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile … özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiye’deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı …’a ait olmakla birlikte, …’tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
… tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı …’a ait olmak üzere 30/10/2009 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı … Satış Hizmetleri A.Ş’ye devredilerek 30/10/2009 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 30/10/2009 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce 16/09/2009 tarihinde yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında 30/10/2009 tarihinde … EDAŞ tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle Meram EDAŞ’ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı …’tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 30/10/2009 günlü Hisse Satış Sözleşmesi’nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” …… şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı …..” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 30/10/2009 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve …’ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 30/10/2009 tarihi öncesi, yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi’ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı …’tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 30/10/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilanço karşısında davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 30/10/2009 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 30/10/2009 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen dava konusu ödemeden dolayı, 30/10/2009 sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin davalının temyiz isteminin reddiyle yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.