Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3618 E. 2017/8473 K. 07.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3618
KARAR NO : 2017/8473
KARAR TARİHİ : 07.11.2017

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi

Taksirle ölüme neden olma suçundan yürütülen soruşturma evresi sonucunda, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09/03/2017 tarihli ve 2016/9735 soruşturma, 2017/1181 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine dair mercii Fethiye Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/04/2017 tarihli ve 2017/1020 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, her ne kadar Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 22/02/2017 tarihli 101-01.02-17/19535/1079 sayılı raporu ile mevcut tıbbi belgelere göre kişinin muayene takip ve tedavisini yapan hekime atfı kabil kusur bulunmadığı bildirilmiş ise de, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Ana Bilim Dalı Adli Tıp Uzmanlarından oluşan bir heyetten alınan 07/04/2017 tarihli ve 369 sayılı raporda, ilgili hekimin, ayırıcı tanıyı yapamadığı, laboratuvar ve tomografi bulgularını yorumlayamadığı ve bu nedenle acil cerrahi endikasyonu koyamadığı, hastanın tedavisi sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği, dolayısıyla tanı, tedavi ve takip süreçlerinde kusurunun olduğu, otopsi bulguları dikkate alındığında hekim kusurunun kişinin ölümü ile ilişkili olduğunun bildirilmiş olması karşısında, kamu davası açılması için yeterli delil bulunduğu, mevcut delillerin ve toplanacak diğer delillerin yargılama aşamasında mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 03.07.2017 gün ve 94660652-105-48-6585-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2017 gün ve 2017/42557 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İncelenen dosya kapsamına göre, şikayetçi … kızı ve 26.03.1994 doğumlu olan 22 yaşındaki Seçil’in 01.10.2016 tarihinde şiddetli karın ağrısı şikayeti ile sabah 06.49 da Fethiye Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi acil servisine götürüldüğü, acilde görevli pratisyen hekim … tarafından hastaya damar yolu açılarak ağrı kesici ilaçlar verildiği, tam kan sayımı, idrar tetkiki ile birlikte tüm abdomen ultrason ile tüm abdomen tomografisinin çekildiği ve genel cerrahi konsültasyonu istendiği, hasta anamnezinde hastanın 6 yıl kadar önce aşırı kilolu olmasından dolayı Hacettepe üniversitesinde mide küçültme operasyonu (gastrik baypass) geçirdiği bilgilerinin yer aldığı, konsültasyon istenen genel cerrahi uzmanı doktor İhsan Pekru tarafından hastanın ağrılarının geçmemesi nedeni ile saat 10.30 sıralarında yatışının yapıldığı, çekilen batın tomografisinde ileus (bağırsak tıkanıklığı) ? şeklinde ifadeler yer verildiği, serviste yatan hastanın doktor İhsan Pekru tarafından akşama doğru ziyaret edildiği ve hastanın az miktarda gaita ve gaz çıkardığını söylemesi üzerine doktorun kendi ifadesine göre rahatladığı, ancak ağrıların aralıklı olarak devam ettiği ve 02.10.2016 gece 4.00 sıralarında mavi kod alarmı ile doktorun hastaneye geldiği, hastada saat 06.25 sıralarında kardiak arresti geliştiği, CPR uygulama sonucu kardiak ritmi normale dönen hastanın koroner yoğun bakım ünitesinde monitörize edildiği, hipotermi uygulamasının yapıldığı, dahiliye konsiltasyonu istendiği, hastanın 12.15 de tekrar arrest olduğu, CPR’ ya yanıt vermediği ve saat 12.45 de öldüğü olayda;
Her ne kadar Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 22/02/2017 tarihli 101-01.02-17/19535/1079 sayılı raporu ile mevcut tıbbi belgelere göre kişinin muayene takip ve tedavisini yapan hekime atfı kabil kusur bulunmadığı bildirilmiş ise de, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Ana Bilim Dalı Adli Tıp Uzmanlarından oluşan bir heyetten alınan 07/04/2017 tarihli ve 369 sayılı raporda, ilgili hekimin, ayırıcı tanıyı yapamadığı, laboratuvar ve tomografi bulgularını yorumlayamadığı ve bu nedenle acil cerrahi endikasyonu koyamadığı, hastanın tedavisi sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği, dolayısıyla tanı, tedavi ve takip süreçlerinde kusurunun olduğu, otopsi bulguları dikkate alındığında hekim kusurunun kişinin ölümü ile ilişkili olduğunun bildirilmiş olması karşısında, …’ün ölümünde, tedaviyi yapan ve takip eden hekim ve sağlık personellerinin tıbbi açıdan kusurlarının bulunup bulunmadığı, kusurları varsa hangi eylemlerinden dolayı kusurlu oldukları ve gerekli tıbbi müdahale yapılsa dahi ölüm neticesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususlarında Yüksek Sağlık Şurasından ya da üniversitelerin ilgili bölümünden yeniden rapor alınarak, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.03.2017 tarihli, 2016/9735 soruşturma, 2017/1181 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği anlaşıldığından, anılan karara karşı yapılan itirazın belirtilen şekilde inceleme yapılmasından sonra sonuçlandırılması yerine reddine ilişkin Fethiye Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.04.2017 tarihli ve 2017/1020 değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Fethiye Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.04.2017 tarihli ve 2017/1020 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.