Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3925 E. 2017/6178 K. 14.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3925
KARAR NO : 2017/6178
KARAR TARİHİ : 14.11.2017

MAHKEMESİ : 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2015 tarih ve 2014/1-2015/337sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkili …’ün kamuoyunda bilinen “…’le …” isimli televizyon programını senelerdir icra ettiğini ve 2012/88726 tescil numaralı “…” markasının da sahibi olduğunu, diğer müvekkili adına da 2008/27506 tescil numarası ile “… …” markasının tescilli olduğunu, davalıların ise müvekkilinden hiçbir izin almaksızın açıkça müvekkillerinin marka hakkına aykırı olarak “… … Pazartesi …” ibaresini tescilsiz olarak kullandıklarını, ayrıca bu ibarenin davalılarca müvekkillerine ait markaların kapsamında yer alan sektörde kullanıldığını, davalıların kullanımının haksız rekabet ve müvekkillerine ait markalara tecavüz olduğunu, ileri sürerek haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, menine ve 50.000 TL manevi 1.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir
Davalılar vekili; “… …” ibaresinin röportaj yapmak suretiyle meydana getirilen haberleri ifade eden bir cins isim olduğunu, ayırt ediciliği zayıf olan bir marka olduğunu, müvekkillerinden …’in gazeteci olup kaleme aldığı haberleri konukları ile yüz yüze sohbet etmek ve röportaj yapmak suretiyle meydana getirdiğini, haberlerine ait bu niteliğin öne çıkmasının arzu edilmesi nedeniyle köşe yazılarında bu ibaresinin geçtiğini, iki yazarın da tanınan kişiliği ve kullanım şekli nedeniyle ortalama seviyedeki bir okur üzerinde iltibas yanılgısının oluşmasının mümkün olmadığını,belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların markalarını televizyon programında kullandığı, davalıların ise ibareyi gazetede köşe yazısında kullandığı, bu bakımdan tarafların ibareleri kullandıkları alanların birbirleri ile bağlantılı ve benzer alanlar olduğu, davacılar markaları ile davalıların kullanımında ortak unsurun “… …” ibaresi olduğu, bu ibarenin ayırt ediciliği düşük olduğu, marka olarak zayıf olduğu, bu markanın yüz yüze
görüşmek anlamına geldiği, bu nedenle kimsenin tekeline verilemeyeceği, iltibas yaratılmadan farklı kişilerce kullanılabileceği, davacılar markalarını magazinsel haberlerin yer aldığı televizyon programlarında, davalılar ise politik, siyasi, toplumsal içerikli konuların yer aldığı köşe yazılarında kullandığı, magazin izleyicisinin …’in hazırladığı siyasal, politik köşe yazıları ile bir bağlantı kurmasının mümkün olmayacağı, bu nedenle iltibasın bulunmadığı, “…’…” markası ile davalıların kullandığı ibaresinin işaretsel anlamda herhangi bir benzerlik arz etmediği, “…” ibaresinin bu markada ve davalı kullanımında tamamlayıcı unsur olduğu, bu ibarenin ortak kullanımının tecavüzün varlığına yeterli olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.