Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4082 E. 2017/6076 K. 13.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4082
KARAR NO : 2017/6076
KARAR TARİHİ : 13.11.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2015 tarih ve 2015/102-2015/420 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin “…” ibareli çok sayıda tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2013/64780 sayılı “…” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markaları ile benzer ve tümüyle kötü niyetli olduğunu, davalının başvurusu ile müvekkili markaları arasında iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, tüketicilerin başvuruyu müvekkilinin seri markalarından birisi olarak algılayacağını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili; müvekkilinin “…” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davacının münhasıran “…” ibaresi üzerinde markasal koruma edinmesinin mümkün olmadığını, ortalama tüketiciler nazarında müvekkilinin başvurusunun davacının markalarıyla görsel, sescil ve anlamsal olarak iltibasa neden olacak bütünsel bir benzerliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE vekili; YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu başvuruda ve davacı markalarında “…” ibaresinin ortak olduğu, ancak bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük seviye bulunduğu, başvuruda “…” ibaresinin bulunmasının bütünsel olarak davacı markalarıyla başvuru konusu işareti tamamen farklılaştırdığı ve işletmesel köken olarak da ayrıştırdığı, davacının markalarıyla davalının başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, bu nedenle de tanınmışlığın öneminin olmadığı, ayrıca tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.