YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4206
KARAR NO : 2017/6534
KARAR TARİHİ : 23.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/10/2015 tarih ve 2015/481-2015/457 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … … Şubesinin mudisi olduğunu, davalı bankanın personeli dava dışı …. tarafından mudilerin hesaplarının boşaltıldığını, müvekkilinin de 10.03.2010 tarihinde yatırdığı 10.000 Euro’nun davalı çalışanı tarafından çekildiğini, paranın hesaba yatırılması sırasında normalde bir adet dekont imzalanması gerekli ve yeterli iken, banka personeli …’ün müvekkilini aldatması neticesinde müvekkiline üç adet dekontun imzalatıldığını, davalı çalışanının bu dekontları kullanarak hesaptaki parayı zimmetine geçirdiğini, bu işlemlerin ardından banka personeli …’ün tutuklandığını ve bu olayın müvekkilinin hesabının ne şekilde boşaltığının da bir göstergesi olduğunu, hesaptan para çekilmesi olayının farkına varılınca durumun davalı bankaya bir dilekçe ile iletildiğini, aslında bu dilekçenin yazılmasının da davalı bankanın personelinin telkin ettiğini ve dilekçede “yurt dışında çalıştığım için ben yokken ailem hesaptan kolay para çeksin diye iki adet boş dekont imzaladım” şeklinde beyan verdirdiğini, yılların birikimini bir çırpıda kaybeden müvekkilinin çaresizlikten ve parasını kurtarma umudundan bu şekilde bir başvuruda bulunduğunu, bu başvurunun ardından müvekkiline davalı banka tarafından 05.07.2010 tarihinde “yapılan inceleme sonucunda hesapta herhangi bir olumsuzluk olmadığı” yönünde cevap iletildiğini, bu tarihten sonra müvekkilinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, açıklanan durum ile Yargıtay kararları ışığında davalı banka şubesinin gerek BK 99/II özel hükmü, gerekse adam çalıştıran niteliğini haiz olduğu ve bu nedenle de kusursuz sorumlu olup müvekkilinin oluşan zararını karşılama yükümlülüğünün söz konusu olduğunu, bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 10.000 Euro’dan şimdilik 5.000 Euro’nun 10.03.2010 tarihinden itibaren kısa vadeli ticari kredilere uygulanan en yüksek avans faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı …’ün davalı bankanın … Şubesinde gişe yetkilisi olarak çalıştığı, dava dışı …’ün usulsüz işlemlerinden dolayı oluşan zarardan davalı bankanın 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, davacının söz konusu boş dekontları davalı çalışanına verdiği göz önüne alındığında davalı bankanın kusurunun %100 olarak kabul edilmesi gerektiği, yapılan usulsüz işlemler nedeniyle davacının maddi zararının 10.000 Euro olduğu ancak davacı vekilinin dava dilekçesinde 5.000,00 Euro talep ettiği, bu nedenle davanın bu miktar üzerinden kabule karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 847.53 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.