YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1992
KARAR NO : 2017/5518
KARAR TARİHİ : 19.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/11/2016 tarih ve 2016/741-2016/870 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/101/2017 günü hazır bulunan davacı şirket vekili, yetkili müdürü ve davacı asil Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla hakeme başvurulduğunu, 10.03.2014 tarihli Hakem kararının taraflarca açıkça belirtilmediği halde hak ve nesafet kurallarına göre verildiğini, Hakemce tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme haklarına riayet edilmediğini, kararın HMK nın 439. maddesinde sayılan kurallara aykırı olduğunu ileri sürerek, dava konusu Hakem kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Hakem kararının iptali şartlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın tahkime elverişli bulunduğu, belirli bir uyuşmazlık hakkında tahkim sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin 11. maddesindeki usul ve esasın hakem tarafından belirleneceğine dair kural yanında, hakemin maddi hukuk kurallarının uygulanması, aynı yönde hak ve nefaset kurallarının da uygulanması suretiyle aynı sonuca varıldığına dair yaptığı açıklama birlikte değerlendirildiğinde, bu yönden bir usule aykırılık bulunmadığı, hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığının iptal sebebi teşkil etmediği, tahkim yargılamasındaki davacının talep kapsamının hakem tarafından usulüne uygun şekilde belirlendiği ve talep aşımının söz konusu olmadığı, hakem kararında kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edildiği, HMK’nın 439. maddesinde sayılan ve kararın iptalini gerektirir şartların dava konusu karar yönünden mevcut olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar temyiz etmiştir.
Dava, hakem kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 10/03/2014 tarihli hakem kararı ile ek karar tarihine nazaran davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, HMK.nın 439. maddesinde sayılan ve kararın iptalini gerektirir şartların mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Hakem kararının tavzihi, düzeltilmesi ve tamamlanması” başlıklı 437. maddesinin 4. bendi uyarınca “Taraflardan her biri, hakem kararının kendilerine bildirilmesinden itibaren bir ay içinde, karşı tarafa da bilgi vermek kaydıyla, yargılama sırasında ileri sürülmüş olmasına rağmen karara bağlanmamış konularda tamamlayıcı hakem kararı verilmesini isteyebilir. Hakem veya hakem kurulu, talebi haklı bulursa, tamamlayıcı hakem kararını bir ay içinde verir. İcap ederse, bu süre hakem veya hakem kurulunca en fazla bir ay uzatılabilir.” Aynı maddenin 5. bendi gereğince de düzeltme, tavzih ve tamamlama kararları, taraflara bildirilir ve hakem kararının bir parçasını oluşturur. HMK.nın 439. maddesinin 1. bendinde “Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yerindeki mahkemede açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür.” hükmü; aynı maddenin 4. bendinde ise “İptal davası, bir ay içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hakem kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminat gösterilmek şartı ile kararın icrası durdurulabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, 10/03/2014 tarihli hakem kararı taraflara 01/04/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, … tarafından hakeme verilen itiraz dilekçesi üzerine 02/12/2014 tarihli ek karar verilmiş, işbu ek karar eldeki davanın davacılarına tebliğ edilmemiştir. Bahsi geçen ek karar incelendiğinde, bir kısım dosyalar ile vergi incelemelerinin akıbetinin bildirilmesi, kıymet takdiri için keşif yapılması gibi ara kararlar verildiği, bu ara kararlar yerine getirilip bir hüküm verilinceye kadar 10/03/2014 tarihli kararın infazının durdurulmasına, şirketin satışı için …’e satış yetkisi verilmesine, sair itirazların ise reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Hakem tarafından verilen ek karar yargılama sırasında ileri sürülmüş olmasına rağmen karara bağlanmamış konulara ilişkin bulunmamakta, ilk hakem kararının infazının durdurulmasına, bir kısım eksikliklerin giderilerek yeniden araştırma ve hakem yargılaması yapılmasına yönelik kararlar içerdiğinden HMK’nın 437. maddesinin 4. bendinde yer alan tamamlayıcı hakem kararı niteliğinde değildir. Dolayısıyla 10/03/2014 tarihli hakem kararının iptali için açılacak dava süresine bir etkisi bulunmamaktadır. HMK’nın 439/4. maddesi uyarınca 10/03/2014 tarihli hakem kararının iptali davasının adı geçen kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde açılması gerekmekte olup, davacılara işbu hakem kararının 01/04/2014 tarihine tebliğ edilmesine rağmen iptal davasının 1 aylık süreden sonra 18/11/2015 tarihinde açıldığı, yani hak düşürücü sürede açılmadığı, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu suretle, mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle, 1086 sayılı HUMK 438. maddesinin son fıkrası uyarınca kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz itirazlarının reddi ile HUMK 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.