YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11601
KARAR NO : 2017/14063
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3.kişi vekili, müvekkilinin tüzel kişiliği haiz anonim şirket olduğunu, dosya borçlusu…’ın borcu için şirketin adresinde haciz uygulandığını, borçluya ödeme emri şirketin adresinde tebliğ edilmiş ise de borçlunun şahsi borcu sebebiyle şirketin mal varlığına haciz konulamayacağını iddia ederek, davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; borçlu…’ın davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, davacı şirketin ise ayrı bir mal varlığı ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu, takibe dayanak borcun…’ın şahsi borcu olmasına göre, ortağın şahsi borcundan şirketin mal varlığına haciz uygulanamayacağı, ayrıca haczin 3.kişi şirketin adresinde yapılmış olmasına göre davada ispat yükünün alacaklıda olduğu, hacze konu malların borçluya ait olduğunun alacaklı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96. vd maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, toplanan deliller, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Takibe konu borcun takip borçlusu Bülent’in şahsi borcu olup olmadığının belirlenmesi amacıyla öncelikle, borcun kaynağı olan 10.12.2009 tarihli borçlu…’ın imzası bulunan “protokol” başlıklı adi nitelikte takip dosyalarının ve bu dosyaların konusu olan senetlerin taraflardan sorularak ve mutad vasıtalar kullanılarak belirlenmesi, bu belirlemenin ardından bu senetlerin davacı 3. kişi şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı bilirkişiden alınacak hükme ve denetime elverişli bir rapor aracılığıyla araştırılması ve bu araştırma sonucunda senetlerin (borcun) takip borçlusunun şahsi borcu olup olmadığının duraksamaya mahal bırakmayacak derecede ortaya çıkarılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine
30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.