Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/21360 E. 2017/16210 K. 19.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21360
KARAR NO : 2017/16210
KARAR TARİHİ : 19.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilin davalı işyerinde 17.06.2010 tarihinden itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite kontrol uzmanı olarak çalıştığını, davalının müvekkilinin iş sözleşmesini piyasada yaşanan durgunluk, belirlenen iş ve karlılık hedeflerinde yaşanan düşüş, son dönemde yaşartan talep ve sipariş azalması sebepleri ile belli bir kısım pozisyon açısından küçülme kararı alması nedeniyle … 41. Noterliğinden keşide ettiği ihtarname ile 25.05.2015 tarihinde İş Kanunu’na aykırı olarak feshettiğini, davalı işveren tarafından gerçekleştirilen feshin dayanağı olan olay ve olguların gerçeğe aykırı olduğunu, davalının İş Kanununun 20. ve 109. maddelerinde düzenlenen tebliğ usul kurallarına da riayet etmediğini ileri sürerek, feshin geçersizliğinin tespitini, müvekkilin işe iadesini ve yasal sonuçlarına hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin 04.05.2015 tarihinde feshedildiğini, ancak davacının fesih bildirimini imzalamaktan kaçındığını, fesih bildiriminin 05.05.2015 tarihinde … 41. Noterliğinin 05.05.2015 tarihinde noter kanalı ile gönderildiğini, davalıya 07.05.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, her iki halde de hak düşürücü nitelikte olan 1 aylık dava açma süresinden sonra açılan davanın süre şartının yerine getirilmemesi sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkil şirketin hiçbir personeli ücretsiz izne çıkarmadığını, müvekkil şirketin karlılığın azalması, piyasadaki durgunluk, davacının çalıştığı departmanda istihdam fazlası sebebiyle istihdam azaltılmasına gidildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davanın yasal sürede açıldığı, davacının işten çıkartıldığı aydan önceki ve sonraki aylarda davalı işyerine işçi alımlarının devam ettiği, ayrıca işten çıkarmalarda hangi objektif kriterlerin uygulandığının belli olmadığı, işletme maliyetinin düşürülmesi bakımından alınan başkaca tedbirlerin bulunup bulunmadığı ve son çare olarak işçi çıkarılmasına başvurulduğu hususunun davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (15.09.2008 gün ve 2008/1860 Esas, 2008/23531 Karar sayılı ilamımız).
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi iş sözleşmesinin 25.05.2015 tarihinde feshedildiğini iddia ederken, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin 04.05.2015 tarihinde feshedildiği savunulmaktadır.
…’ya elektronik ortamda 04.05.2015 tarihinde gönderilen işten ayrılış bildirgesinde işten çıkış tarihinin 04.05.2015 olarak, yani davalının savunduğu fesih tarihi ile uyumlu şekilde belirtildiği görülmüştür. Ayrıca işverence savunulan fesih tarihinden sadece 2 gün sonra davacı işçinin davayı açan vekile vekaletname verdiği anlaşılmıştır. Davacı iş akdinin feshinin 25/05/2015 tarihinde bildirildiğini kanıtlayamamıştır.
Dosyadaki mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, iş sözleşmesinin feshedildiği 04.05.2015 tarihinde davacı işçiye bildirildiğinin kabulü dosya içeriğine uygun düşecektir. Buna göre, davanın bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra 24.06.2015 tarihinde açıldığı anlaşıldığından hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi yerine, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarda açıklanan gerekçeler ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 815.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 19.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.