Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3247 E. 2017/5625 K. 23.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3247
KARAR NO : 2017/5625
KARAR TARİHİ : 23.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/12/2015 tarih ve 2015/349-2015/1032 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinden iplik alan dava dışı şirket tarafından müvekkiline verilen çeklerin karşılıksız çıktığını, başlatılan icra takipleri sırasında şirket yetkilisi olarak adı geçen …’nın sahte kimlik kullandığının anlaşıldığını, bu kişinin gerçek isminin farklı olduğunu, sahte kimlikle ortak olduğu şirket adına davalı bankadan çek karneleri aldığını, davalı bankanın çek karnesi verirken kanunun gerektirdiği araştırmayı yapmadığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının öncelikle zararını ispat etmesinin gerektiğini, müvekkilinin çek karnesi verirken 3167 sayılı Kanun uyarınca yapması gereken araştırmayı yaptığını, basiretli bir tacir gibi davranan müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; gerçek adı … olup sahte olarak Hüseyin Kaya kimliği ile davalı bankadan, dava dışı … Tekstil Ltd. Şti. adına şirket temsilcisi olarak çek karnesi aldığı davalı bankanın çek karnesini düzenlerken sadece 3167 sayılı Kanun’un 4818 sayılı ile değişik 2. maddesine göre hem şirket, hemde temsilci olduğunu beyan eden kişi ile ilgili de gerekli araştırmaları yapması gerektiği, bankanın gerekli araştırmaları yapmadığı, ayrıca basiretli tacir olarak kanunen yapması gereken soruşturmaları da yapmadığı anlaşıldığından alınan bilirkişi raporuna göre davalı bankanın %75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı bankanın basiretli tacir gibi özellikle çek karnesini alan şirketle ilgili yasal prosedür kapsamında gerekli incelemeleri yapmış olduğu ve bu doğrultuda çek karnesinin sahte kimlik ile hareket eden dava dışı …’a vermesi eylemi itibariyle mahkememizce %50 oranında kusurlu bulunduğu, bu kusur oranının davacı tarafın da kabulü olduğu gerekçesiyle çek bedeli 45.000,00 USD zararın %50’sini oluşturan 66.375,00 TL’nin 10.000 TL’sinin dava tarihinden, 56.375,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, keşideci hakkında çek hesabının açılışı sırasında yeterli araştırma yapmadan verilen çeklerin karşılığının bulunmaması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, Dairemiz bozma ilamından sonra 19/12/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile 56.375,00 TL’nin daha tahsilini istemiştir. Kural olarak, ıslahın yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de (04.02.1948 günlü, 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre) hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine yapılan yeni yargılama sırasında ıslahta bulunulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, bozmadan sonra ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınmadan ıslahla arttırılan meblağa hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.