Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2284 E. 2017/4546 K. 20.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2284
KARAR NO : 2017/4546
KARAR TARİHİ : 20.09.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/11/2015 tarih ve 2015/110-2015/357 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin AP … PROMOSYON ibareli 35. sınıf hizmetleri içeren 06.10.2011/79229 sayılı marka ile … PROMOSYON ibareli 16, 35, 40. sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2013/20293 sayılı marka tescil başvurusunun sahibi olduğunu, ticaret unvanının ayırıcı unsurunun da … PROMOSYON ibaresinden oluştuğunu, davalı …’nın müvekkili şirketin ortağı olan… ‘nın eşi olduğunu, aynı ticari alanda faaliyette bulunduğunu, işletmesinde ve iş evrakında, ayrıca www.ankarapromosyon.com alan adıyla internet sitesinin içeriğinde … PROMOSYON tanıtım işaretini kullanarak promosyon ürünler üretip ticaret mevkiine koyduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında bir marka devrinin olmadığını, bu şekilde davalının müvekkilinin marka ve ticaret unvanı tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek tecavüzün tespiti, men ve ref’i ile internet sitesine erişimin engellenmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; davacı şirket ortaklarının müvekkili … adına ayrı bir işletme açılması ve aynı marka kullanılarak ticari faaliyete devam edilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını, iş evrakının bastırıldığını, sabit telefonların şirketin yetkilisinin talebi üzerine müvekkili işletmesine nakledildiğini, şirketin tüm borçlarının müvekkili işletmesinden elde olunan gelirlerle ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin yetkilisi ve tüm ortaklarının yazılı şekle uymaksızın ticaret unvanının ayırıcı unsurunu da ihtiva eden … PROMOSYON ibareli markayı davalı ile birlikte kullanmak üzere sözlü anlaşma yaptıkları, anlaşmadan doğan ifa borçlarını sorunsuz yerine getirdikleri, bu şekilde 556 sayılı KHK gereği yazılı biçimde yapılması gereken akdin geçerli hale geldiği, bir süre sonra davacı şirketin yetkisi olan … un işletmeyegelmemeye başlığı, buna karşın davalıya markanın kullanımına son verilmesi istemini içeren bir yazılı veya sözlü ihtarname göndermediği, oysa taraflar arasında sözlü biçimde yapılan anlaşmayla markanın kullanılmasına izin verilmesi konusunda bir akit gerçekleştiği, bu aktin hasılat kirası hükümlerine tabi olduğu, sona erdirilmesi yönteminin de anılan sözleşme biçimine uygun olarak gerçekleşmesinin icap ettiği, davalının markayı rızaya dayalı kullanım yetkisinin fesihe kadar devam edeceği, fesih anına kadar gerçekleşen kullanımın hukuka aykırı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tarafların sözlü mutabakatı uyarınca davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanılmış olması ve izne dayalı kullanım nedeniyle de davalıdan tazminat talep edilemeyecek bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacı tarafça şirket tarafından marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref’i ile internet sitesine erişimin engellenmesi talep edilmiş, mahkemece sözlü olarak markanın kullanımına izin verildiği ve feshe kadar davalının markayı kullanmasının hukuka aykırı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava tarihinden önce davacının fesih iradesini gösteren bir ihtar yok ise de, dava açılması ile artık dava dilekçesi fesih ihtarı niteliğinde olduğundan, dava tarihinden sonrası için davalının davacıya ait markayı kullanmaya devam etmesinin haksız bir kullanım olacağı gözetilerek marka hakkına tecavüzün men ve ref’i ile internet sitesine erişimin engellenmesine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca davacı, dava dilekçesinde 1.000 TL maddi 5.000 TL manevi tazminat talep etmiş ve mahkemece davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş olduğuna göre, reddedilen tutarlar esas alınarak davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT 13/2. maddesi uyarınca hükmedilen vekalet ücretinin reddedilen miktarı geçemeyeceği gözetilmeksizin reddedilen maddi istemler için 2.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.