YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/301
KARAR NO : 2017/22393
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, silahlı tehdit, kasten yaralama, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, mağdur …’e yönelik silahlı tehdit eyleminden bozma öncesi 23.10.2008 tarihinde kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın açıklanıp açıklanmayacağı hususunda bir karar verilmemiş ise de, zamanaşımı süresi içerisinde karar verilebileceği ve bu konuda temyiz denetimine konu bir hüküm bulunmadığı belirlenerek dosya görüşüldü:
1-Kasten yaralama eyleminden kurulan kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık …’in, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Tehdit, silahlı tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali eylemlerinden kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyize gelince,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükümlerin aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, CMK’nın 231/11. maddesine yanlış anlam yüklenilerek kurulan hükümlerde anılan madde uyarınca indirime gidilmiş ise de; aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bozmaya konu edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
a-Hükümlerin açıklanmasına neden olan kasıtlı suçların, TCK’nın 86/2. maddesi uyarınca hükmolunan kasten yaralama olması, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen bu suçlar önceden de uzlaşma kapsamında ise de, 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, anılan suçlar yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
b-Açıklanmasına karar verilecek yeni hükmün Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, Anayasanın 141. ve 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hükümler kurulması,
c-Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan önce kurulup sadece sanık tarafından temyiz edilen bozma öncesi hükümlerde, konut dokunulmazlığının ihlali ve tehdit eylemlerinden hükmolunan hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi, silahlı tehdit eyleminden hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi, Dairemizce de anılan hükümlerin, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmaması nedeniyle bozulmasına karar verilmesi karşısında, konut dokunulmazlığının ihlali ve tehdit eylemlerinden hükmolunan hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi, silahlı tehdit eyleminden hükmolunan hapis cezasının ise ertelenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesinde düzenlenen aleyhe hüküm kurma yasağına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.