YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3529
KARAR NO : 2017/5488
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … … 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25/12/2014 tarih ve 2013/1-2014/535 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili şirketin … Gmbh adlı … firmasına gönderilmek üzere malların davalı tarafa ait araca teslim edildiğini, davalı şirketin bu taşıma işine kadar yapılan diğer taşıma işlerinde taşınan malları mutad taşıma süresi olan 7 ile 10 gün içinde …’daki alıcılarına teslim ettiğini, müvekkili şirketin bu taşımanın da 7 ile 10 gün içinde gerçekleşeceğine güvenerek alıcı firmaya bu şekilde taahhütte bulunduğunu, davalı şirketin 7 ile 10 günlük mutat taşıma süresini geçirmesi nedeniyle müvekkili şirketi ağır zararlara uğrattığını, davalı şirkete söz konusu taşıma için 2.609.511.580 TL ücret ödendiğini, bu taşıma ücretinin iade edilmesi gerektiğini, çünkü gecikme müddetinin taşıma süresinin iki katını geçtiği için TTK’nın 780. maddesi gereğince davalı şirketin taşıma ücretinin tamamen düştüğünü ileri sürerek geç teslim nedeniyle doğan zararının tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili işbölümü itirazlarının olduğunu, davacı tarafın iddiası gibi müvekkilinin taşıma işini geç gerçekleştirdiği ve emtiayı 26/03/2001 tarihinde teslim ettiği iddiasının asılsız olduğunu, gümrüklü ve genel antrepo işleticiliği yapan müvekkilinin davacıya gerek ithalatta ve gerekse ihracatta depolama hizmeti de verdiğini, bu nedenle emtianın 01/03/2001 tarihinde müvekkiline teslim edilmesinin o gün taşımanın başlayacağı anlamına gelmediğini, taraflar arasında süregelen ilişki bütününde geriye dönük hiçbir edimini ifa etmediği için yine taşıma ve hizmet bedellerini ödemeyeceği sabitken bu sevkiyata ilişkin olarak da müvekkili zorlama hakkına haiz değilken müvekkilinin alacağını almadan söz konusu emtiayı 19/03/2001 tarihinde … Gümrüğüne alıcı vekiline teslim ederek gümrük işlemlerine başladığını ve emtianın 23/03/2001 tarihinde alıcısına bizzat teslim ettiğini, görüldüğü üzere geç teslim veya sürenin 2 kat aşılması nedeniyle taşıma ücretinin düştüğü iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar için eşya üzerinde hapis hakkının haiz olduğunu savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; gecikme bir zarara neden olmuşsa bunun kanıtlanması ve CMR’nin 30. maddesi hükmüne göre 21 gün içerisinde taşıyana bildirimde bulunulmasının gerektiği, ancak somut olayda söz konusu hakdüşürücü süre içerisinde taşıyana bildirimde bulunulmadığı, ikinci kez gönderilen malın navlun ücretinden ilk taşıyanın sorumlu olmadığı, taşıyıcının navlun alacağını almak için hapis hakkını kullanmasının da ağır kusur olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.