YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4078
KARAR NO : 2017/10987
KARAR TARİHİ : 19.10.2017
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1, 522/1, 592 ve 81. maddeleri uyarınca 2 sene 16 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/04/1990 tarihli ve 1990/339 esas, 1990/611 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması ve uyarlama yapılması talebi üzerine, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/08/2015 tarihli ve 1990/339-611 sayılı ek kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 26.09.2017 gün ve 94660652-105-34-10068-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03.10.2017 gün ve 2017/55406 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359-7944 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre,
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanun tespit edilip, bu kanunun uygulanması herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde,
2- Müştekiye ait iş yeri penceresinin zorlanmak suretiyle içeri girilerek hırsızlık yapılması olayında, 5237 sayılı Kanun uygulandığında hırsızlık dışında, işyeri dokunulmazlığını ihlâl ve mala zarar verme suçlarından da değerlendirilme yapılması gerekeceğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
3- 01/06/2005 tarihinden önce işlenen suçlara ilişkin olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’un 58. maddesinin uygulanamayacağı dolayısıyla, somut olayda suç tarihinin 01/02/1990 olması karşısında, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilemeyeceğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, dosya kapsamı ve Yargıtay Kanununun 6545 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile değişik 14. maddesi ile Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 20.01.2017 gün ve 2017/1 sayılı iş bölümüne ilişkin kararının ceza daireleri ortak hükümler bölümünde “Ceza daireleri, yürürlük tarihinden önce kendisine gelen ve daha önceden gelip de bozma ya da her ne suretle olursa olsun daire dışına gönderdiği işleri sonuçlandırır.” şeklindeki düzenlemesine göre, incelemenin daha önce Yüksek Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 31.05.2017 tarih ve 2017/2945 esas, 2017/6359 karar sayılı kararı ile yapıldığı ve dosyanın incelemeyi yapan dairece neticelendirilmesinin gerekmesi sebepleriyle kanun yararına bozma incelemesinin Yüksek Yargıtay 2. Ceza Dairesinin görevine girdiğinden Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın adı geçen Daireye gönderilmesine, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.