YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/19842
KARAR NO : 2017/17025
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu 5521 sayılı yasanın 8. maddesinde belirtilen 8 günlük istinaf yoluna başvuru süresinin geçirilmesinden dolayı süre yöünden reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş yerinde 01/10/2012-11/02/2015 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin haklı neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesi talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının iddiasının yersiz olduğunu ileri savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince davacının savunmasınının alınmaması nedeniyle haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince 03.08.2016 tarihinde taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçesi açıklanmayan bir hüküm özeti tefhiminin mevcut olduğu, 23.08.2016 tarihinde gerekçeli kararın yazıldığı gerekçeli kararın ….09.2016 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, istinaf süresinin gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren başladığı, 04.10.2016 tarihinde başvuru süresinin dolduğu, her ne kadar 08.08.2016 tarihinde süre tutum dilekçesi adı altında dilekçe verilerek başvurma harcı ve maktu karar harcı yatırılıp gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulmadığı, iş mahkemelerinden verilen kararlara karşı istinaf başvurusu için tefhimle sürenin başlaması noktasında kararın gerekçesiyle birlikte tefhimi şartının aranması gerektiği, gerekçesi açıklanmamış bir hükmün HMK kapsamında tefhim edilmiş bir hüküm olamayacağı bu nedenle istinaf süresinin başlamış sayılamayacağı, başvuru sebeplerini gerekçelerini gösterir istinaf başvuru dilekçesinin yasal süre içinde sunulmadığı, kamu düzenine ilişkin hususların re’sen incelenmesi gerektiği, Dairece kendiliğinden gözetilmesi gereken bir husus veya kamu düzenine aykırı bir husus mevcut olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu :
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinin 2. fıkrasında “İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür” düzenlemesi bulunmaktadır.
İlk derece mahkemesince gerekçesi açıklanmamış bir hükmün HMK kapsamında tefhim edilmiş bir hüküm olamayacağı ve gerekçeli karar tebliğ edilmeden istinaf kanun yoluna başvurma süresinin başlamayacağı yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi’nin kabulü usul ve yasaya uygundur.
Ancak 5521 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında karar yüze karşı verilmişse nihai kararın tefhiminden itibaren sürenin başlayacağı belirtildiğinden uygulamada yargılamanın tarafları hükme karşı hukuki güvenliklerini sağlamak adına karara karşı kanun yoluna başvurduğunu gerekçeli kararın tebliği ile gerekçelerini sunacaklarını belirten dilekçe vermektedirler.
İlk derece mahkemesince gerekçesi 6100 sayılı HMK hükümlerine göre açıklanmayan bir nihai karar verildikten sonra istinaf kanun yoluna başvuru süresi başlamasa da taraflardan birinin istinaf kanun yoluna başvurduğu yönünde dilekçe vermesi durumunda tarafın istinaf başvurusunu süresinde yaptığı kabul edilmelidir. Aksinin kabulü yargılamanın taraflarının hükme karşı hukuki güvenliklerini korumak adına yaptıkları kanun yolu başvurularının yapılmamış sayılması gibi hukuka aykırı sonuca yol açacaktır.
İlk derece mahkemesince nihai kararın 03.08.2016 tarihinde verildiği davalının 08.08.2016 tarihinde istinaf yoluna başvurduğu, istinaf kanun yolu başvurusunun süresinde olduğu Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf kanun yoluna başvurma süresi başlamadan davalının istinaf yoluna başvurma dilekçesinin yok sayılarak tebliğden itibaren süresinde istinaf başvurusu yapılmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi hatalıdır. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının gerekçe kısmında istinaf dilekçesinin yasal süre içinde sunulmadığı belirtildikten sonra kamu düzenine ilişkin hususların re’sen incelenmesi gerektiği kamu düzenine aykırı bir hususun da mevcut olmadığı belirtilmiştir.
Öncelikle eğer süresinde bir istinaf başvurusu yoksa istinaf başvurusu bu nedenle reddedilmelidir. İlk derece mahkemesinin kararına ilişkin kamu düzenine aykırılık olup olmadığı yönünden yapılan inceleme esasa yönelik bir incelemedir.
Hem süresinde istinaf başvurusu yapılmadığı belirtilip hem de esasa yönelik inceleme yapılması da usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu yönüyle de hatalıdır.
Ancak tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve özellikle davalı işverenin performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek savunma alınmadan iş akdinin sona ermesinin feshi geçersiz kıldığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi yerine usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de bu aykırılıkların sonuca etkisi olmadığı kabul edilerek, davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan kararın bu gerekçe ile onanması gerekmiştir.
SONUÇ:
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 vd. maddeleri uyarınca yukarıda yer alan değişik gerekçeyle ONANMASINA, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, onama kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31/10/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.