YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3894
KARAR NO : 2017/6088
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2013/511-2015/455 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 27.04.1978 tarihinde davalı şirketin her biri 1.000 TL değerinde, hamiline yazılı, 10 hisse karşılığı hisse senedini iktisap edip 10.000 TL değerindeki payına sahip olduğunu, Bilgi Edinme Hakkı çerçevesindeki müracaatına rağmen kendisine bir bilgi verilmediğini, kâr payı ödenmediğini ileri sürerek anılan hisse senetlerinin şimdiye kadarki tüm gelirlerinin hesaplanarak ticari mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte gerçek karşılığının ödetilmesine, şimdilik 10.000 TL’nin tahsiline, şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defiinde bulunduklarını, yapılan ihale sonucu … … İnş. ve Tic. A.Ş. ile … İnş. …. San. Tic. A.Ş. tarafından aktifi ve pasifiyle devralının şirketin bugünkü sermayesinin 42.000.000 TL olduğunu, 42.000.000.000 hisseye bölündüğünü, her bir hissenin değerinin 0,001 TL’ye tekabül ettiğini, buna göre davacının elindeki 10 adet hissenin 0,01 TL olduğunu, davacının bugüne kadar herhangi bir başvuru yapmadığını, toplantılara katılmadığını, işletmenin 2007 yılında 5.722.901,27 TL zararla devralındığını, 2007-2012 yılları arasında 23.491.099,97 TL zarar ettiğini, devir öncesi ve sonrası herhangi bir kârının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TBK’nın 147/4. maddesi uyarınca, bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri ve kendileri ile ortaklık arasındaki alacakların beş yılda zamanaşımına uğrayacağı, bilirkişi tarafından şirket ve defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda; 2009-2013 yıllarına ait bilançoya göre davalı şirketin kârının olmadığı, şirketin bu yıllarda toplam 26.457.326,36 TL zarar ettiği, davacının, davalı şirkette bulunan 10 adet hissesine isabet eden zarar miktarının 0,004 TL olduğu, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 405/2 maddesi ve 6102 sayılı TTK’nın 480/3. maddesi uyarınca, anonim şirketlerde pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davacının hissesinin gerçek karşılığının ödetilmesi ve bu suretle ortaklıktan çıkartılması talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.