YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3618
KARAR NO : 2017/11405
KARAR TARİHİ : 26.10.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümer temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Mağdur vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Mağdurun 18 yaşını doldurmuş olduğu 21/04/2015 tarihli oturumda suça sürüklenen çocuklardan şikayetçi olmadığını beyan ettiğinin anlaşılması ve katılma talebinin de bulunmaması karşısında; mahkemenin istemi üzerine atanan vekil avukatın suça sürüklenen çocuklar hakkında verilen kararı temyiz hakkı bulunmadığından temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Mağdura ait telefonun imei sorgulamasından … tarafından kullanıldığının tespit edilmesi üzerine mağdura iadesinin sağlanması nedeniyle etkin pişmanlığın uygulanma koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak yapılan incelemede;,
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendi uyarınca ”Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar” ile 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiileri ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 26/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ:
Suça sürüklenen çocukların, mağdur ile konuşacakmış gibi telefonu istedikleri, mağdurun vermek istememesi üzerine ısrarcı oldukları, hiç bir yeri aramadan aramış gibi yaptıkları, sonra mağduru korkutmak ve kendilerine engel olmasının önüne geçmek için suça sürüklenen çocuklardan birinin cebinden bıçağı çıkarıp sözde diğer arkadaşına veriyormuş gibi yaptığı gerçekte söz konusu mağduru korkutmak amacıyla gösterdiği, daha sonra biri geliyor diye kaçtıkları mağdurun takip ettiği, yakalanınca yeniden istediği, yine bıçağı çıkarıp arkadaşına veriyormuş gibi yaptığı ve mağdura gösterip kendilerinin takibini mal ile uzaklaşmalarına karışmamasını amaçladıkları, mağdurun bundan sonra takibi bıraktığı, suça sürüklenen çocukların telefonla birlikte uzaklaştıkları eylemin kül halinde silahla birden fazla kişi ile yağma suçunu oluşturduğu, bu nedenle kararın yağma suçundan bozulması kanaatindeyim. Bu nedenle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.