YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9445
KARAR NO : 2017/4209
KARAR TARİHİ : 05.10.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : İrtikap
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Katılan Hazine vekilinin temyiz talebinin suç konusu veya bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz taleplerinin ise haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu nazara alınıp incelemenin söz konusu temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru olarak görev yapan sanıkların, yasaya aykırı şekilde üretilen ve piyasaya sürülen CD’ler ve bu CD’lerin ve üretimine yönelik malzemelerin saklandığı depoyu tespit ettikten sonra, depoda bulunan ve daha sonra 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 71/1. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilen tanıklar … ve …’ı görüp tutanak düzenlememek için para istemeleri ve almaları şeklinde gerçekleşen eylemlerinde, kanunun öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışının bulunmadığı gibi mağdurların da meşru zeminde olmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı, ancak eylemlerin hukuki niteliği itibariyle rüşvet alma suçu kapsamında kaldığı, tanıklar …, … ve … hakkında UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2009/566 Esas, 2012/142 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyetlerine karar verildiği ve temyiz aşamasında bulunduğunun anlaşılması karşısında; suç tarihi itibariyle basit rüşvet almanın suç kapsamında olmadığı bu itibarla 6086 sayılı Yasada yapılan değişiklik öncesindeki TCK’nın 257/3. maddesinin uygulanma ihtimali de bulunduğu gözetilip, anılan bu dosyanın akıbetinin araştırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 05/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.