YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/34466
KARAR NO : 2017/20924
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
Dolandırıcılık suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1 ve 52/2 maddeleri gereğince 3 yıl hapis ve 10.000, 00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Karabük 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/01/2012 tarihli ve 2010/397 esas, 2012/13 sayılı kararının infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındğından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi yönündeki infaz savcılığının talebinin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 06/01/2017 tarihli ve 2010/397 esas, 2012/13 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 10/02/2017 tarihli ve 2017/145 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26/09/2017 tarih ve 94660652-105-78-6216-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2017 tarih ve 2017/55242 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilamında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254 maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesindeki “Suçun işlendiği zaman yürürlüte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki hüküm uyarınca kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle; hükümlünün eyleminin 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası 5237 sayılı Kanun’un 158/1-1 maddesine girmesi nedeniyle talebin reddine karar verilmesi ise de, sonradan yapılan yasal değişikliğin sanık aleyhine yorumlanamayacağı nazara alındğında, hükmün infazının durdurularak, 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümlünün eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren, TCK’nın 158/1-L maddesi kapsamında kaldığından bahisle uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçe gösterilerek itirazın reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254 maddelerinde düzenlenen uzlaşma, sadece sanığa değil aynı zamanda ve öncelikle, mağdurun zedelenen hukukunun düzeltilmesine hizmet amacı gütmesi ve biçimi itibariyle bir ceza yargılaması müessesesi olsa da, fail ile devlet ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesinden ötürü kesinleşmiş kararlar yönünden de uzlaştırma hükümlerinin uygulanacağı dikkate alındığında; eylemin suç tarihi itibariyle TCK’nın 157/1. maddesinde yer alan basit dolandırıcılık suçu kapsamında kalması ve bu hükmün aynı kanunun 158/1-L maddesine göre daha lehe olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından, kanun yararına bozmaya atfet düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 10/02/2017 tarih ve 2017/145 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, hükümlü, bu suçtan cezaevine alınmışsa, İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse bu suçtan derhal tahliyesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.