Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/39935 E. 2017/21221 K. 09.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/39935
KARAR NO : 2017/21221
KARAR TARİHİ : 09.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin … İl Müdürlüğünde … teknisyeni olarak çalıştığını ve toplu iş sözleşmesinden yararlandığını ancak aylık ücret bordrolarında fiili ünvanı “Proje Etüt Teknisyeni” olarak gösterildiğinden TİS’in 98. maddesinde verilmesi öngörülen % 20 oranındaki iş güçlüğü tazminatının eksik verildiğini, TİS’in 99. madesinde verilmesi öngörülen %14 oranındaki bakım tazminatının ise hiç verilmediğini belirterek bu tazminatların davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacıya hak ettiği alacakların tam olarak ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin 2015/6084 e., 2016/6193 karar sayılı ilamı ile; “davacı tanıkları, davacının … müsadesi için yeni aboneliklerin … bağlanacak noktalarını tespit etmek amacıyla binaların bulunduğu yere ve direk üzerinde bulunan trafolar ile bina içinde bulunan trafolara gittiğini, trafo binasının içine girdiği ve direk üzerinde bulunan trafoya baktığı için yaptığı iş risk oluşturduğunu belirtmişler, ancak yaptığı bu işlerin süresi konusunda farklı beyanda bulunmuşlardır. Davacının fiilen yaptığı iş bakım tazminatı almasını gerektiriyor ise de dosyadaki belgeler ve tanık beyanları davacının bakım tazminatı ücretinin hesaplanması için yeterli değildir. O halde mahkemece yapılacak iş; bilirkişiye işyerinde inceleme yetkisi verip iş yeri belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak davacının sahaya çıktığı süreler net olarak tespit edilmeli, davacının fiilen … müsadesi için binalara ve trafolara gittiği dönemler için bakım tazminatı alacağı zamanaşımı dikkate alınarak hesaplanmalı, bu hesaplamadan davacıya bakım tazminatı olarak ödenen miktarlar, izinli ve raporlu olduğu süreler, davacının büro işlerinde çalıştığı ve görevi harici işler için sahada olduğu günler dışlanmalıdır. Bu yönler düşünülmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının bakım tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, bozma kararı kapsamı dışında kalan iş güçlüğü tazminatı yönünden yeniden hüküm oluşturulmamıştır.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında davacının bakım tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, kazanmış ise bunun hesaplanması konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen, yapılan incelemenin bozma kararındaki gerekleri karşılamadığı, eksik inceleme ve araştırma ile davacının bakım tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacıya ait ücret bordrolarında davacıya 15.08.2009 tarihine kadar bakım tazminatı tahakkuku yapıldığının anlaşılmasına göre bu tarihten sonra davacının görevinde değişiklik olup olmadığı, değişiklik olmuş ise bunun bakım tazminatına etkisinin olup olmadığının da araştırılması gerekmektedir.
Buna göre tanıklar yeniden dinlenerek davacının sahaya çıktığı süreler net olarak tespit edilmeli, davacının fiilen … müsadesi için binalara ve trafolara gittiği dönemler için bakım tazminatı alacağı zamanaşımı dikkate alınarak hesaplanmalı, bu hesaplamadan davacıya bakım tazminatı olarak ödenen miktarlar, izinli ve raporlu olduğu süreler, davacının büro işlerinde çalıştığı ve görevi harici işler için sahada olduğu günler dışlanmalıdır. Ayrıca yukarıda belirtildiği üzere davacının 15.08.2009 tarihinden sonra görevinde değişiklik olup olmadığı hususu da araştırma ve incelemeye dahil edilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K,).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu sebeple bozma kararından sonra da Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır. Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2011 gün ve 2011/20-607 esas-604 karar ve HGK. 2012/9-851 esas 2012/705 karar 10.10.2012 sayılı kararlarında da bu ilkeler aynen kabul edilmiştir.
Somut olayda mahkeme tarafından hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan inceleme sonunda bozma kapsamı dışında kalan iş güçlüğü tazminatı talebi hakkında da açıkça hüküm kurulması gerekirken hüküm fıkrasında bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, 09/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.