YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8517
KARAR NO : 2017/11750
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra sanık müdafii hükmü temyiz ettiğinden, anılan Yasanın 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak temyiz isteminin REDDİNE,
Sanığın, Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24.05.2007 tarih, 2005/70 Esas ve 2007/242 Karar sayılı ilamı ile aldığı hapis cezasının, baro tarafından atanan müdafiinin yüzüne karşı verilerek temyiz edilmeden kesinleştirildiği, yargılama esnasında atanan müdafii eşliğinde savunması alınmayan sanığın kendisine müdafii atandığından haberi olmadığı gibi karardan da haberdar olmadığı, sanığa hükmün tebliğ edilmediği, dosyanın içerisinde bu konuda herhangi bir belgenin de bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın 29.08.2012 tarihli dilekçesinin süresinde yapılmış temyiz istemi olarak kabulü ile yapılan incelemede:
II-Sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 151/1 ve 116/4. maddeleri uyarınca atılı suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı yasanın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin suç tarihi olan 22.02.2005 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
III-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Çalınan kameraların değerinin 9.820 TL olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 61. maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın suça konu eşyaları hakimiyet alanına geçirdikten sonra şüphe üzerine yakalandığının anlaşılması karşısında suçun tamamlandığı gözetilmeden teşebbüs hükümlerinin uygulanması,
3-Sanığın şüphe üzerine yakalandığında suça konu eşyaları aldığı yeri söylediğinin anlaşılması karşısında hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 31.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.