YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/30319
KARAR NO : 2017/12869
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın bilinen en son adresi ”…”olmasına rağmen, 10/06/2014 tarihli duruşma gününü bildiren ve ”gelmediği takdirde hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı” ihtarını içermeyen davetiyenin sanığın mernis adresi olan ”…” adresine tebliğ edildiği, tebligat parçasının sanığın ”işte olduğundan” bahisle, Tebligat Kanunu’nun 21.maddesi uyarınca, mahalle muhtarına teslim edildiği, kapıya yapıştırıldığı ve komşusu …’e haber verildiği, bu nedenle yapılan tebligatın usule uygun olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesine atıfta bulunan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20,00 TL’den az olduğu halde yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin miktarından az olması halinde Devlet hazinesi üzerinde bırakılması; ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde, TCK’nın 142 ve 143. maddelerinin birbirinden bağımsız oldukları, her iki maddeye göre belirlenen cezanın birbirinden farklı nitelikte olabileceği, TCK’nın 142. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken TCK’nın 61. maddesindeki koşullar dikkate alınacağı, TCK’nın 143. maddesinin uygulanmasında olayın koşullarına göre hakime takdir yetkisi tanındığı, takdir yetkisinin de temel cezaya bağlı bir yetkiyi içermediği dikkate alınarak, TCK’nın 143. maddesi uyarınca üst oranda artırım yapılmasında yasaya aykırılık bulunmadığından tebliğnamede bu yönde bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır. Somut olayda ise; sanığı müştekiye ait işyerinden 300,00 TL değerinde 2 adet telefon ve 700,00 TL değerinde kontör çaldığının anlaşılması karşısında, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden, TCK’nın 145. maddesi ile sanık hakkında verilen cezadan indirim yapılması; ayrıca sanığın müştekiye ait işyerinden 300,00 TL değerinde 2 adet telefon ile yaklaşık 700,00 TL değerinde kontör çaldığı, ertesi gün çaldığı kontörlerden bir kısmını kendi telefonuna yüklediği ve telefonlardan birini başkasına sattığı, daha sonra polisler tarafından yakalandığında müştekiye ait 1 adet telefon ile bir miktar kontörün sanıktan ele geçirilerek, polisler tarafından müştekiye iade edildiği olayda, sanığın suç eşyasını rızai olarak iade etmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 168. maddesinin uygulanması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre, sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında, usûl ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, 31/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.