YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9983
KARAR NO : 2017/6488
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi,gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkil ile davalı arasında kredi üyelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkile olan borcunu ödemeyen davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak borca itiraz ettiği belirterek … 1. İcra Müdürlüğünün 2013/7950 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davacının iddialarını yazılı ve kesin deliller ile ispatlamak zorunda olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı banka kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve resen yapılan hesaplama ile davacının davalıdan 5.920,52 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kredi kartı alacağı nedeniyle girişilen ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup 04.02.2014 tarihinde açılmıştır.
5464 sayılı Banka ve kredi kartları kanunun 44/2.maddesinde kart çıkaran kuruluş tarafından kart hamilleri aleyhine açılacak davalarda 1086 sayılı HUMK’na göre ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 447.maddesinde ise 1086 sayılı HUMK hükümlerine yapılmış yollamaların bu kanunun ilgili hükümlerine yapılmış sayılacağı hükmüne yer vermiştir.Belirtilen atıf karşısında HMK’nın görevle ilgili 2.maddesi hükmü gözetildiğinde,’’ dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın, mal varlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK‘nun 4. ve 5. maddesinde hüküm altına alınmıştır. 5464 sayılı kanunun 44/2.maddesi TTK’na değil HUMK‘a ve atıf sebebiyle dolayısıyla HMK hükümlerine yollama yaptığından somut olayda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Görev, HMK 114. maddede dava şartları arasında sayılmış ve aynı kanunun 115.maddesinde de dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği hükmedilmiştir.
Bu durumda mahkemece somut olay bakımından davanın görev şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekirken,işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 02/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.