YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1865
KARAR NO : 2017/20946
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Sanık hakkında:
a)Nitelikli dolandırıcılık suçundan; TCK’nın 158/1-f, 168/2,62,52/2, 53,58. maddeleri gereğince mahkumiyet
b)Resmi belgede sahtecilik suçundan; TCK’nın 204/1, 62,53,58. maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafi tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü;
… Madencilik isimli şirkette herhangi bir ortaklığı veya imza yetkisi olmayan sanığın, olay tarihinde ortakların bilgi ve rızaları dışında şirket adına suça konu 4.300 TL bedelli çeki…’e keşide ederek verdiği, daha sonra çekin ciro yoluyla katılan …’e verildiği katılan tarafından çekin bankaya ibrazında, söz konusu çek hakkında temyiz dışı beraat eden sanık … tarafından ödemeden men talimatı verildiğinin banka tarafından bildirildiği bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia ve kabul olunan olayda;
Sanığın, aşamalarda aile şirketi olduklarını ve suça konu çeki keşideci görünen şirket yetkilisi temyiz dışı beraat eden sanık … ‘ ın bilgisi dahilinde şirket için alınan araç karşılığında düzenlediğini ancak aracın hacizli olması nedeniyle devrinin alınamadığını, ayrıca bu şekilde birçok çek keşide ettiğini ve bu çeklerin bir çoğunun keşideci şirket tarafından ödendiğini savunması, temyiz dışı beraat eden sanık …’in, sanık …’un savunmasını kabul etmediği, suça konu çeki kendi adına keşide edilmesinden haberinin olmadığını, beyan etmesi karşısında, ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98, 19.04.2005 gün ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği cihetle; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, sanık tarafından keşideci şirket adına benzer şekilde daha önce çek keşide edilip edilmediğinin, keşide edilmişse bu çeklerin ödenip ödenmediğinin araştırılarak açıklığa kavuşturulmasından sonra toplanan delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeyerek ,eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Dosya içerisinde mevcut 20.12.2011 tarihli “Makbuzdur” başlıklı belge içeriğinden, sanığın katılanın zararını dava açılmadan önce ödemiş olması karşısında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesi yerine aynı Kanunun 168/2. maddesi ile uygulama yapılmak suretiylke fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l)bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, 86 gün üzerinden belirlenip, paraya çevrilerek TCK’nın 168/2 vd 62/1. maddeleri uyarınca indirim yapılmak suretiyle sonuç adli para cezasını 3.583 TL olarak belirlemek suretiyle fazla adli para cezası tayini,
Kanuna aykırı olup sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321. maddesi gereğince hükümlerin, BOZULMASINA, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.