Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/21054 E. 2014/17661 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21054
KARAR NO : 2014/17661
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafa ait aracın, müvekkiline ait araca çarparak hasarladığını, araçta meydana gelen hasar bedelinin davalı aracının ZMSS şirketi tarafından karşılandığını, davalı sürücünün olayda %100 kusurlu olduğunu, araçta değer kaybının da oluştuğunu belirterek şimdilik 4.000 TL’nın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı…Ltd. Şti vekili, davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemesi’ne ait olduğunu, zarardan ZMSS şirketinin sorumlu olduğunu, değer kaybı talebinin fahiş olduğunu, davacı aracının sürücüsünün de kusurlu bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, yönetimindeki aracın trafik ve kasko sigortası bulunduğunu, zararın sigorta şirketlerinden talep edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, araç üzerinde rehin hakkı bulunan bankanın davaya muvafakat vermemesi sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 4.12.2014 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

Somut uyuşmazlıkta, davacının işleteni olduğu araca, davalıların sürücü ve işleteni olduğu aracın çarpması sonucu davacı aracında değer kaybı oluştuğu iddiasıyla 4.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi istemi ile dava açılmış,
Davalılar davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece “davacı aracı üzerinde dava dışı … Bankasının rehin hakkı sahibi olduğu, adı geçen bankanın davaya muvafakat etmediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
Kararın yasal sürede davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyorum.
4721 Sayılı TMK’nın Taşınır Rehni Başlıklı 940/2 maddesi “Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeden de taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabileceği, rehin kurulmasına ilişkin diğer hususların tüzükle belirleneceği”,
Yine aynı Yasanın taşınmaz rehni bölümünde yer alan Sigorta Tazminatı Üzerindeki Hak Başlıklı 879.maddesi “Muaccel olan sigorta tazminatının malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızası ile ödenebileceği..”,
6102 Sayılı TTK 1456 maddeside “1-Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki malike ait menfeat sigortalandığı takdirde kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceği, 2-Sigortacıya mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça sigortacının sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemeyeceği, ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek bulunmadığı..” hükmünü taşımaktadır.
Gerek Yüksek 11.Hukuk Dairesi’nin ve gerekse Dairemizin kararlarında rehin alacaklısının davaya muvafakat etmemesi veya rehin alacağının ödenmemesi hali dava ön şartı olarak değerlendirilerek bu halde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği kabul edilmekte ise de tarafımızca bu görüşe itibar edilmemektedir.
Zira 4721 Sayılı TMK 940/2 maddesine dayanılarak tesis edilen ve sicile kaydedilen menkul rehninde kıyasen uygulanması gereken TMK 879.maddesi ve 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesinde de açıkça öngörüldüğü üzere rehin alacaklısının muvafakatının bulunmaması sadece tazminatın davacı işletene ödenmesine engel teşkil etmektedir. Davacının haksız fiil hükümlerine dayalı olarak aracında meydana gelen değer kaybını haksız fiil sorumlularından talep etmesinde, sadece ödemeye ilişkin anılan yasa hükümlerinin dava önşartı olarak değerlendirilmesi, davacınında, rehin alacaklısının da hakkına kavuşmasını engelleyici, davalıları haksız zenginleştirici bir sonuç doğurduğu gibi anılan yasa hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durumda, dava dışı …Bankası’nın rehin alacağı nedeniyle davalıların tazminatı davacıya ödemesi sırasında öncelikle rehin alacağını ödemesi varsa artan kısmın ise davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeye ve TMK 879 ve 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesine aykırı yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken bu yöne ilişkin davacının temyiz itirazının reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.