YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21789
KARAR NO : 2017/13428
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Alacaklılar vekili, takip dayanağı ilamın bozulması üzerine bozmaya uyularak verilen ve kesinleşen ilama göre fazla ödenen paranın iadesi için İcra Müdürlüğü’nce tanzim edilen muhtırada, muhtıranın tebliği tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği halde iadesi istenen miktara ilam kesinleşme tarihinden itibaren faiz işletildiğini ileri sürerek İcra Mahkemesi’ne başvurmuş, Mahkemece, paranın ilgilinin uhdesine geçtiği tarihten itibaren faizi istenebileceğinden bahisle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen bu karar, alacaklılar vekilinin temyizi üzerine Dairemiz’ce; İİK’nun 40/2. maddesine göre “Bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulduğunda, aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kat’i bir ilamla belirlenirse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hale iade olunur.” maddesinden de anlaşılacağı üzere yapılan ödemenin geri alınabilmesinin dayanak ilamın kesinleşmesi koşuluna bağlı olduğu, alacaklının iade etmesi icap eden miktardan haberdar edilmesinin bir muhtıra ile sağlanması gerektiği, alacaklının muhtıra tebliğine rağmen bu parayı iade etmemesi halinde temerrüdü oluşacağı ve kendisinden faiz istenilebileceği, bir başka anlatımla alacaklıdan iadesi gereken paraya muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren (muhtıra ile süre verilmiş ise bu sürenin sonu itibarı ile) faiz istenebileceği, Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkelere göre istemin kabulü gerekirken, paranın ilgilinin uhdesine geçtiği tarihten itibaren faizi istenebileceğinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
İİK’nun 17. maddesinin 1. fıkrası; ” Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.” hükmünü içermektedir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamı doğrultusunda ve İİK’nun 17. maddesi uyarınca, Mahkemece, muhtıranın tebliğinden itibaren faiz istenebileceği yönünde şikayete konu 18.10.2012 tarihli muhtıranın düzeltilmesi gerekirken; yazılı şekilde muhtıranın iptaline ve yeniden hesap yapılarak düzenlenecek yeni muhtıranın tüm ilgililere tebliği ile faizin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün yeniden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Alacaklılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlu vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.