YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13181
KARAR NO : 2017/5824
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2015 tarih ve 2013/202-2015/1248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin cirosu ve itibarı yüksek bir şirket olduğunu, 21.05.2008 tarihinde davalı bankanın müvekkili tarafından keşide edilen 1205943 numaralı 15.000,00 TL’lik çekin karşılığının olmasına rağmen takas saatinde hesaba para girmemesi nedeni ile çeke karşılıksız işlemi uygulandığını, davalı bankanın sonradan bu çekin ödemesini yaptığını ve düzeltme hakkını kullandığını, ancak bu defa da çekin seri numarasının çek bedeli olarak girilerek çek bedelinin 1.205.943,00 TL olarak göründüğünü, bunun üzerine bedelin hatalı girildiği şeklinde düzeltme yapıldığını, ancak bu düzeltmenin TCMB’na bildirilmemesi nedeni ile müvekkili şirketin kredi kullanamadığını ve factoring şirketlerinden yüksek faizle çek kırdırmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin kredi borçlarını ödeyemez hale geldiğini, ayrıca yaklaşık 6 ay düzeltme yapılmasını beklediğini ve bu süre zarfında ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL maddi tazminatın ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından keşide edilen çekin takasa ibraz edildiği saat itibariyle karşılığının bulunmadığını, bu nedenle TCMB’na bildirimde bulunulduğunu, çek tutarının takas işlemi bittikten sonra yatırıldığını, ancak çekin miktar bilgisi olarak sehven çekin seri numarasının girildiğini, durumun farkedilmesi üzerine hatanın düzeltildiğini ve TCMB’na bildirildiğini, davacının maddi ve manevi zararının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 21.05.2008 tarihinde ibraz edilen 1205943 seri numaralı 15.000,00 TL’lik çekin karşılığı bulunmadığından karşılıksız yazılıp durumun TCMB’na bildirildiği, ancak bu bildirimde çek bedelinin yerine sehven seri numarası olan 1205943 sayısının yazıldığı, davalı banka tarafından düzeltme hakkı kullanılarak çekin ödendiğinin ve çek miktarının yanlış girildiğinin TCMB’na bildirildiği, buna göre TCMB nezdinde 21.05.2008 ibraz tarihli 1.205.943,00 TL’lik karşılıksız çek kaydının 29.05.2008 tarihinde 15.000,00 TL olarak düzeltildiği, davacının maddi zarar talebinin ispatlanamamış olduğu, maddi zararın ispatlanamadığı noktada manevi zarardan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, maddi zararın ispatlanamadığı noktada manevi zarardan söz edilemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamından, 21.05.2008 tarihinde davalı banka çalışanları tarafından karşılıksız çıkan çekin, çek bedeli ile çek numarası karıştırılmak suretiyle 15.000,00 TL olan çek bedelinin 1.205.943,00 TL olarak TCMB’na bildirildiği ve bu konuda gerekli düzeltmenin yapıldığı 30.05.2008 tarihine kadar TCMB kayıtlarında hatalı çek bedelinin gözüktüğü anlaşılmaktadır. Gerçekten de, tüm bankalar tarafından görülebilen bir sistemde, davacı şirketin çok yüksek bir miktarda çekinin ödenmediğinin gözükmesi, davacı şirket açısından ticari itibarının sarsılmasına sebep olması için yeterlidir. Ayrıca, manevi tazminata hükmedebilmek için tazminat koşullarının varlığı yeterli olup, mahkemenin kanaatinin aksine maddi zararın da somut olarak ispatlanması gerekmez. Bu durumda, mahkemece, somut olayın özellikleri dikkate alınarak davacının ticari itibarının sarsıldığının kabulü ile davacı lehine uygun bir manevi tazminata hükmedilmek gerekirken davacının maddi zararının somut olarak ispatlanamadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.