YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11438
KARAR NO : 2017/12632
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, kısmen köy boşluğu kısmen de 71 parsel üzerinde kalan ambarın 1/2’sinin vekil edenine ait olduğunu, DSİ tarafından yapılan kamulaştırma işlemleri sırasında muhdesat kamulaştırması yapılmadığından, davaya konu muhdesatın ileride sular altında kalacağını açıklayarak, muhdesatın 1/2’sinin vekil edeni tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
1-Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. 26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde “başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir” denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhtesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaşma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliğin tespiti (muhdesatın tespiti) davası açma hakkı tanınmıştır. Bu şekildeki Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca açılacak tespit davalarının; muhtesatın üzeinde bulunduğu taşınmaz tapuda kimin adına kayıtlıysa ona karşı açılması gerekir.
Dava konusu 71 parselin tapu kaydının incelenmesinde, kayıt malikleri arasında, …, …, …, … ve DSİ’nin yer aldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, kayıt maliklerinin hiç birisine davada davalı olarak yer verilmemiştir. Taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
2-Davacı tarafından, dava konusu muhdesatın bulunduğu zeminin DSİ tarafından kamulaştırıldığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosyaya kamulaştırma işlemine ilişkin herhangi bir kayıt ve belge sunulmadığı gibi, Mahkemece de bu husus araştırılmamıştır. Dava konusu taşınmazların kamulaştırma kapsamında kalıp kalmadığının, ilgili kamulaştırma harita ve belgeleri, mahallinde uzman bilirkişi aracılığıyla uygulanarak belirlenmesi gerekirken, bu husus belirlenmeden karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş, taraf teşkili usulüne uygun olarak tamamlandıktan sonra, taraf delillerinin sorulması, bildirilmesi halinde toplanması ve dava konusu taşınmazların kamulaştırma kapsamında kalıp kalmadığının, ilgili kamulaştırma harita ve belgeleri mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla uygulanarak belirlenmesidir.
Mahkemece, tüm bu hususlar gözardı edilerek, taraf teşkili sağlanmadan ve eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.