Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3819 E. 2017/5847 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3819
KARAR NO : 2017/5847
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/09/2015 tarih ve 2015/176-2015/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabının …’ye devredileceğine ilişkin ihbar mektubu gönderildiğini, mektubu alır almaz şubeye müracaat eden müvekkiline kimlik bilgilerinin kısmen tutmadığı, bu hususun genel müdürlükle görüşüleceği bilgisinin verildiğini, ardından mevduatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle fona devredildiğini, kimlik bilgilerinin yanlış girilmesi sonucu hesabın zamanaşımına uğramasına davalının sebebiyet verdiğini ileri sürerek şimdilik 10.000 TL’nin tahsilini istemiştir. Davacı vekili 24.01.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 57.646,23 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, 14.05.2012 tarihine kadar başvurması gerektiği yönünde ihtar mektubu gönderilmesine rağmen davacının süresinde hak sahipliğini kanıtlayan bir belge ile başvuruda bulunmadığını, 10 yıl işlem görmeyen mevduatın …’ye devredildiğini, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Bankanın davacıya gönderdiği zamanaşımına uğrayan hesapların …’ye devredileceği yönündeki 24.01.2012 tarihli hatırlatma mektubu üzerine davacının bildirilen süreden önce davalıya müracaat ettiği, yargılama sırasında davalı Bankanın, davacı vekiline hitaben 20.06.2013 tarihli yazısında “Davacının Euro hesabına ilişkin tutar …’den iade alınmış olup, müşterimize ödenmek üzere nezdimizde beklemektedir. Söz konusu tutar müracatınız halinde ödenecektir.” şeklinde bildirimde bulunduğu, böylece davanın konusuz kaldığı, ancak mevduatın zamanaşımına uğramasında kusurlu olan davalının, davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davacı vekili 24.01.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 57.646,23 TL’ye çıkarmış ise de, davanın konusunun kalmadığı hususunun ıslahın yapıldığı tarihte davacı vekilince bilindiği, ıslah edilen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararın bulunmadığı, ıslah dikkate alınmadan, davanın açıldığı tarihteki dava değeri üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.