Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3722 E. 2017/5878 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3722
KARAR NO : 2017/5878
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/01/2016 tarih ve 2014/695-2016/37 ayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından 05.04.2008 ödeme tarihli, 6.500,00 TL bedelli bononun düzenlendiğini, senedin vadesinde ödenmemesi nedeniyle icra takibine konulduğunu, söz konusu dosyanın takipsizlik nedeniyle düştüğünü, sonra dosyanın yenilendiğini, davalı tarafından zamanaşımı dolduğundan bahisle icranın geri bırakılmasının talep edildiği ve mahkemece talebin kabulüne karar verildiğini, icranın geri bırakılması kararının müvekkilinin alacağını ortadan kaldırmadığını, zamanaşımına uğradığı için kambiyo senedinin delil başlangıcı niteliği taşıdığını ileri sürerek, 6.500,00 TL asıl alacağın takibin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini, % 20’den aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bononun 27.05.2013 tarihinde zamanaşımına uğradığını, bu tarihten sonraki bir yıl içerisinde de dava açılmadığından zamanaşımı itirazında bulunmuş; müvekkilinin bahse konu bonoda belirtilen bedeli 2008 yılında …’e elden ödediğini, ancak adı geçenin bonoyu ciro ederek kullandığından davacıdan alıp kendisine iade edeceğini söylediğini, davacı ile müvekkili arasında temel ilişki bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından borçlu davalı ve dava dışı … aleyhine 30.10.2008 tarihi itibariyle 10.03.2008 tanzim tarihli, borçlusu davacı olan ve alacaklı …’e hitaben düzenlenmiş 05.04.2008 ödeme tarihli, 6.500,00 TL bedelli ve … tarafından ciro edilmiş olan senede istinaden 6.500,00 TL asıl ve 7.524,61 TL toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, takip edilmediği için dosyanın düştüğü ve 16.01.2014 tarihi itibariyle yenilendiği, haciz tutanağında borçlu davalının 18.660,12 TL’yi taksitler halinde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sonrasında dosyada icranın geri bırakılmasına karar verildiği, takibe konu senette adı geçen … isimli şahsın temin edilemediği, her ne kadar davalı tarafından dava konusu senede ilişkin borcun …’e ödendiği belirtilmiş ise de, davalının haciz esnasında borcunu taksitler halinde ödemeyi taahhüt ettiği, borcu ödediğine ilişkin bir delil sunamadığı, inkar tazminatının koşulları da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 732. maddesine dayalı işbu davada, davacının talebi asıl alacağın takibin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren en yüksek reeskont faizi ile tahsiline ilişkindir. Bononun vadesinin 05.05.2008 olup, bononun icra dosyasında yapılan işlem tarihleri gözetildiğinde 27.05.2013 tarihinde zamanaşımına uğradığı göz önüne alındığında, davacının talebi gibi bu tarihten itibaren faize karar vermek gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davacının yasal faiz ile avans faizi arasında bir oranı ifade eden reeskont faizi istemi de dikkate alınarak avans faizini geçmemek üzere değişen oranda reeskont faiziyle tahsiline hükmetmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi dahi doğru olmayıp, kararın bu yönlerden bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 1-a) bendinde yer alan “ …dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile…” ibarelerinin çıkarılması ile yerine “ … 27.05.2013 tarihinden itibaren avans faizini geçmemek üzere değişen oranda reeskont faiziyle…” ibaresinin yazılmak suretiyle kararın davacı yararına bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.