YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13743
KARAR NO : 2017/10970
KARAR TARİHİ : 18.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı …. vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1314 sayılı takip dosyasında yapılan 30.03.2012 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, haciz adresinin ve mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, iki şirketin faaliyet alanlarının ve adreslerinin farklı olduğunu, alacaklının mahcuzların borçluya ait olmadığını bildiği halde üçüncü kişi ile aralarındaki husumet nedeni ile haczi yaptırdığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, üçüncü kişi ve borçlu şirketlerin aynı alanda ve aynı adreste faaliyet gösterdiğini, aralarında organik bağ bulunduğunu, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünü, sunulan faturaların da istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca, hüküm kurmaya uygun ve denetime açık bilirkişi raporu doğrultusunda, 30/03/2012 tarihinde haczedilen bilgisayar, yazıcı, forklift, tencere, tava türündeki malların davacı şirkete ait faturalar kapsamında kaldığı ve 2012 yılı ticari defterlerine kaydedildiği, dava konusu malların davacı şirkete ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları bilgi belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere, bozma ilamına uyularak karar verilmiş olmasında, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 3. kişi vekilinin tazminat ve vekalet ücreti takdirine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
HMK.nun 297. maddesinde mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Buna göre, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 2004 sayılı İİK’nun 97/15. maddesi uyarınca “İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötüniyeti tahakkuk ederse, haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.” hükmü üçüncü kişi lehine düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı 3. kişinin 30.04.2012 havale tarihli dava dilekçesinde, tazminat talebinde bulunduğu, tazminat talebine yönelik, mahkemece olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olduğu görülmüş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca, davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken anılan hallerden hangisi baz alınarak vekalet ücretinin hesaplandığının karar yerinde gösterilmemesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı 3. kişi yararına BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 5.379,41 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 16.138,24 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına ve peşin harcın da istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.