YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2757
KARAR NO : 2017/5828
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/11/2015 tarih ve 2014/1240-2015/1530 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı asıl borçlu … San. Tic. A.Ş. arasında 18.05.2012 tarihli ve 13.07.2012 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeler çerçevesinde asıl borçluya kredi kullandırıldığını, davalıların ise işbu kredi sözleşmelerine müşterek ve müteselsil kefil olarak imza attıklarını, davalılara kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılara karşı asıl alacak ve faizleriyle birlikte toplam 4.181.855,05 TL üzerinden icra takibi başlattıklarını, ancak davalıların haksız şekilde icra takibine itiraz ettiklerini ileri sürerek davalıların icra takibine vaki itirazlarının iptali ile icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı …’ın 18.05.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine kefaletinin bulunmadığı, diğer davalıların her iki sözleşmeye de kefaletlerinin bulunduğu, hesap kat tarihi itibariyle toplam borcun 3.814.871,06 TL olduğu, 18.05.2012 tarihli sözleşmede temerrüt halinde uygulanacak faiz türü ve oranlarıyla ilgili madde bulunmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklanan borç için %9 yasal ve %11,75 avans faizi oranların uygulanması gerektiği, 13.07.2012 tarihli sözleşmede temerrüt halinde uygulanacak faiz türü ve oranının kararlaştırıldığı, bu doğrultuda hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle davalıların icra takibine vaki itirazlarının kısmen iptali ile davalı … yönünden toplam 3.868.189,79 TL üzerinden, diğer davalılar yönünden toplam 4.158.455,15 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davacı vekilinin 18.05.2012 tarihli sözleşme için %16,50 oranında cari faiz uygulandığı yönündeki savunması değerlendirilmeden, 18.05.2012 tarihli sözleşmede temerrüt halinde uygulanacak faiz türü ve oranıyla ilgili madde bulunmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklanan borç için %9 yasal ve %11,75 avans faizi oranlarının uygulanması gerektiği gerekçesiyle bu sözleşme için davalı şirket ve davalı …’ın anapara ve faizi olmak üzere toplam 290.791,13 TL’den sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir. Ancak, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesinin son fıkrasında, temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı bu maddede öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizinin, akdi faiz miktarından az olamayacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, 18.05.2012 tarihli sözleşme için davacı banka ile asıl borçlu arasında uygulanan fiili faiz oranı tespit edildikten sonra bu oranın akdi faiz olarak kabul edilerek 3095 sayılı Kanun’un 2/son maddesine göre, karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.