Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/2967 E. 2017/14631 K. 06.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2967
KARAR NO : 2017/14631
KARAR TARİHİ : 06.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün hem davacı, hem de davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; kadastro tespiti esnasında davacının maliki bulunduğu Ortaçakmak ve Aşağıçakmak köylerinde bulunan taşınmazların davalı … adına tespit edildiğini, yapılan tespitin hatalı olduğunu, dava konusu 113 ada 1 parsel, 152 ada 1 parseli davacının… isimli şahıstan satın aldığını, 119 ada 10 parsel içindeki bir parça taşınmazı ise amca çocukları … ve …’dan satın aldığını, dava konusu 143 ada 9 parsel, 165 ada 219 parsel 160 ada 2 parsel ve 101 ada 26 parsel içindeki toplam 5 parça taşınmazın ise davacıya murisi İbrahim Pehlivan’dan miras kaldığını, kardeşleriyle rızai taksim yaptıklarını, bu nedenle 113 ada 1 ve 152 ada 1 parsellerin tamamının davacı adına tesciline, 143 ada 9 parsel içerisinde kalan 6 ve 40 dönümlük 2 parça taşınmazın ayrı parsellere kaydedilerek davacı adına tesciline, 165 ada 219 parsel içerisindeki yaklaşık 4 dönümlük parçanın, 160 ada 2 parsel içerisindeki 6 dönümlük parçanın, 101 ada 26 parsel içindeki 3 dönümlük parçanın, 119 ada 10 parsel içerisinde kalan 3 dönümlük parçanın ayrı parsele yazılarak davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk kararda; davanın kısmen kabulü ile 119 ada 10 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 1872,62 m2 lik kısmın ifraz edilerek 119 adaya en son parsel numarası verilmek suretiyle İbrahim oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, 143 ada 9 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 7617,00 m2 ve C harfi ile gösterilen 27041,50 m2 lik kısımların ayrı ayrı ifraz edilerek 143 adaya en son parsel numaraları verilmek suretiyle İbrahim oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, 165 ada 219 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 3826,00 m2 lik kısmın ifraz edilerek 165 adaya en son parsel numarası verilmek suretiyle İbrahim oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, 160 ada 2 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 6556,19 m2 lik kısmın ifraz edilerek 160 adaya en son parsel numarası verilmek suretiyle İbrahim oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile İbrahim oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, 152 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile İbrahim oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, 101 ada 26 parsel sayılı taşınmaz açısından davanın reddine karar vermiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.04.2013 tarih, 2013/2219 esas ve 2013/5699 karar sayılı ilamıyla “mahkemece 101 ada 26 parsel dışında diğer dava konusu taşınmazlar yönünden kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, bilirkişi ve tanıkların keşif yerine davetiye ile çağrılması gerekirken bu şekilde yapılmadığı, komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtları getirtilip kazanmaya engel bir durum olup olmadığına bakılmaksızın karar verildiği, davalıya tanık ve delillerini sunması için imkan tanınması gerekirken tanınmadığı, bilirkişi ve tanıkların keşifte dinlenilmesi ve çelişki halinde giderilmesi gerektiğini, zilyetlikle edinme koşullarının eksiksiz araştırılması gerektiğini, noksan harcın ikmalinin gerektiğini, ifraz edilen kısımların Hazine adına olan tapu kayıtları iptal edilmeden tescile karar verilmesi çifte tapuya yol açacağından iptal edilmeden tescile karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle yerel mahkemece verilen karar bozulmuştur.
Bozma üzerine mahkemece; yeniden 101 ada 26 parsel hariç dava konusu yerlerde keşif yapılmış olup, davanın kısmen kabul kısmen reddine , fen bilirkişisi Fatih Kırmıt’ın 07/11/2014 tarihli raporunda 143 ada 9 parsel sayılı taşınmazın A harfiyle aynı ada aynı parsel B harfiyle, 165 ada 219 parsel ve 160 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara yönelik, davacı tarafından açılan davanın reddine,113 ada 1 parsel ve 152 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının davalı üzerinden iptali ile davacı adına tesciline, 119 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının davalı üzerinden iptali ile fen bilirkişisi Fatih Kırmıt’ın 07/11/2014 tarihli raporunda 119 ada 10 parsel sayılı taşınmazın D harfi ile gösterilen kısmının aynı adaya son parsel numarası verilmek suretiyle, davacı adına tesciline, geri kalan kısmın tespit gibi davalı adına tesciline,101 ada 26 parsel sayılı taşınmaz için önceki kararda hüküm verildiği ve bu hüküm kesinleştiği için yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm; hem davacı vekili hem de davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal , taksim, tespitten önce yapılan harici ve şifahi satış hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, bozma sonrası 06.11.2014 tarihli keşfe; 1 fen, 1 ziraat bilirkişisi ve 5 mahalli kişi ile birlikte gidilmiş olup mahkemece keşif mahallinde yapılan gözlemde; “dava konusu parsellerden 113 ada 1 parsel taşınmaz davacının evine yakın olup üzerinde vişne ve çam ağaçları olan kanal ile yol arasında olan bir yerdir, 152 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yola dayalı bir yer olup üzerinde 20-25 yaşlarında kavak ağaçlarının bulunduğunu, 119 ada 10 parsel içerisinde kalan yerin yaklaşık 2 dönüm kadar bir yer olduğu su kanalının üstünde olup uzun süre sürülmediği, ancak yeni sürülmüş bir yer olduğu, üzerinde yerli taşların ve irice taşların bulunduğu, 143 ada 9 parsel taşınmaz içerisinde kalan ve köy konağına yakın olan yerin yaklaşık %5-6 eğimli uzun süredir sürülmeyen çim vaziyetini aldığı, yine 143 ada 9 parsel taşınmazda kalan Öksüztepe mevkiinde bulunan yaklaşık 10-15 dönüm civarında olan taşınmazın yaklaşık 9-10 civarında eğimli olup nadas olarak sürülmüş vaziyette olduğu, 165 ada 219 parselin yine nadas olarak sürüldüğü daha önceden uzun süre sürülmediği, içerisinde yerli taşların ve irice taşların bulunduğu, %5-6 eğimli vaziyette olduğu, 160 ada 2 parselde kalan yaklaşık 4-5 dönüm olan yerin nadas olduğu %5 eğimli olduğu dere yatağından yukarı doğru bayır vaziyette olduğu ve yeni sürüldüğü ” gözlemlenmiştir.
Bozma sonrası alınan 25.11.2014 havale tarihli Ziraat Bilirkişi Raporunda; 143 ada 9 parsel için: A harfiyle gösterilen 7617 m2 olduğu, zeminde yonca ekili olduğu, taşlık, tuzluluk sorunu olmadığı, 20-25 yıldır tarımsal faaliyet yapıldığını, tarım arazisi niteliğinde olduğu, taşınmazın ham toprak, meralık, taşlık, orman olmadığı, özel mülkiyete tabi olan devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayan yerlerden olduğu, 113 ada 1 parsel için: 1038,83
m2 olup meyvelik olarak kullanıldığını, tarım arazisi olduğu, 15 adet vişne, 6 adet çam ağacı olduğu, 20-25 yıldır meyvelik olduğunu, tarım arazisi olduğu, özel mülkiyete tabi devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu, 152 ada 1 parsel için: 540 m2 kavaklık olarak kullanıldığı, tarım arazisi olduğunu, 86 adet kavak olduğunu, 20-25 senedir işleme yapılmadığı ve tarım arazisi olarak kullanılmadığı, ancak taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu, özel mülkiyete tabi devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu, 143 ada 9 parselde B harfiyle gösterilen 27041,50 m2 yerde 20 -25 senedir işleme yapıldığı ve nadasa bırakıldığı, tarımsal amaçlı kullanıldığını, mutlak tarım arazisi olduğu, özel mülkiyete tabii devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu, 165 ada 219 parsel için: C harfiyle gösterilen 3826m2 toprak işleme yapıldığı ve nadasa bırakıldığı, 20-25 yıldır tarımsal amaçlı kullanılmadığı, ancak son 2-3 yıldır tarımsal üretimde kullanıldığı, ham toprak olduğu, özel mülkiyete tabi olmayan devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğu, 119 ada 10 parsel için: D harfiyle gösterilen 1872,62 m2 toprak işleme yapıldığı ve nadasa bırakıldığı, 20-25 yıldır toprağın işlendiği, tarım arazisi olduğu, özel mülkiyete tabi devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu, 160 ada 2 parsel E harfiyle gösterilen 6556,19 m2 toprak işleme yapıldığı ve nadasa bırakıldığı, 20-25 yıldır tarımsal üretimde kullanıldığı, özel mülkiyete tabi, devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu tespit edilmiştir. 101 ada 26 parsele ilişkin ise araştırma yapılmamıştır.
1-Yukarı belirtildiği üzere, bozma sonrası yapılan 06.11.2014 tarihli keşifteki dava konusu parseller hakkında mahkemenin gözlemi ile dosya arasında yer alan 25.11.2014 havale tarihli Ziraat Bilirkişi Raporunda belirtilen “tarım arazisi olup olmadığı, kullanım süreleri, taşınmazın vasfı, özel mülkiyete tabi olup olmadığı” gibi hususlarda bir takım çelişkiler olduğu anlaşılmakla mahkemece bu çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
2-Yine bu tip kadastro öncesi zilyetlik hukuksal sebebine dayalı tapu iptal tescil davalarında mahkemece yapılması gereken iş, dava konusu taşınmazlara ait kadastro tespit tarihinden 20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları getirtilerek dava konusu taşınmaz bölümünün ekonomik amacına uygun olarak tarımsal nitelikli zilyetliğine ne zaman başlandığı, ne şekilde sürdürüldüğü hususlarının açıklığa kavuşturulması için 3 kişiden oluşan ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile hava fotoğrafı incelemesi yapılması gerekmektedir.
Mahkemece 1. ve 2. bentte açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ve davacı vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.