Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3147 E. 2017/5827 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3147
KARAR NO : 2017/5827
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/01/2016 tarih ve 2015/1322-2016/53 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirkete … Büyükşehir Belediyesi’ne ait muhtelif su depoları ve pompa istasyonu inşaatının dava dışı şirket tarafından İnşaat Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirildiğini, sigorta edilen su depolarının davalı tarafından yürütülen yol genişletme çalışmaları sırasında davalının adına iş yapan yüklenicilerin kusurları nedeniyle hasar gördüğünü, hasar nedeniyle sigortalısına 309.721,29 TL ödeme yapıldığını, davalının oluşan hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 309.721,29 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın idare mahkemelerinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; karayolları plan ve projelerinin uygulanması nedeni ile üçüncü kişilerin zarar görmesi halinde, zararın niteliği idari eylem ve işlem olduğundan idari yargı mahkemelerinin görevli olduğu, bu nedenle verilen zararlardan dolayı adli yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, inşaat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, oluşan zararın sebebinin idari eylem ve işlem olduğu ve bu nedenle idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili, davalı tarafından yürütülen yol genişletme çalışmaları sırasında davalının adına iş yapan yükleniciler tarafından sigortalı su deposuna zarar verildiğini ileri sürmüş olup, davalıya husumetin asıl iş sahibi ve adam çalıştıranın sorumluluğu ilkelerine göre yöneltildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde, savunmalarına ek olarak davaya konu işin …Tic. Ltd. Şti. ile … San. Ltd. Şti. ortak girişimi tarafından gerçekleştirildiğini, aralarındaki sözleşmenin 33.3 maddesine göre oluşan zarardan bu şirketlerin sorumlu olabileceğini savunmuştur. Böyle bir iddia ve savunma karşısında, mahkemece, davalı … ile yükleniciler arasında düzenlenen sözleşme hükümleri incelenerek işin ne surette ve hangi şartlarda ihale edildiğinin araştırılması, şayet, davalının işin devamı süresinde gözetim ve denetim yetki ve sorumluluğu varsa bu davalının sorumlu olabileceği, ayrıca sözleşmedeki “üçüncü kişilere verilecek zararlardan yüklenici doğrudan doğruya sorumludur” şeklindeki düzenlemenin ise ancak davalı ve yükleniciler arasındaki rücu ilişkisinde nazara alınabileceğinin gözetilmesi gerekirken, bu hususlar dikkate alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.