YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6905
KARAR NO : 2017/15394
KARAR TARİHİ : 15.11.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, vekil edeninin kısıtlı adayının kontratlı kiracısı olduğunu, kısıtlı adayının akli melekelerinin zayıflamış, kendisini idare edemeyecek durumda olduğunu, aynı zamanda malvarlığını kötü yönetmek suretiyle savurgan bir yaşam sürdüğünü, sürekli davranış bozuklukları gösterdiğini, tüm aile fertleri, kiracıları ve çevresine karşı hayatı çekilmez hale getirdiğini, psikolojik açıdan dengesiz davranışları nedeniyle kötü yaşam tarzına sahip olduğunu, vekil edenine karşı mesnetsiz şikayetlerde bulunduğunu, vekil edeninin kiracı olarak işletmekte bulunduğu turistik tesis kapsamında maddi ve manevi zarar vermeye devam etmekte olduğunu, vekil edeni ile çalışanlara sürekli huzursuzluk verdiğini açıklayarak kısıtlanmasına ve kendisine vasi atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın söz konusu davaya açmakta hak ve yetkisinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
“Bildirim yükümlülüğü” başlığını taşıyan TMK’nun 434.maddesi “Kısıtlı bir kişi bir kuruma yerleştirildiği veya alıkonulduğu ya da ergin bir kişi hakkında vesayete ilişkin diğer önlemlerin alınmasına gerek görüldüğü takdirde, kişinin bulunduğu yer vesayet makamı veya özel kanunlarda öngörülen ilgililer, durumu yerleşim yeri vesayet makamına bildirmekle yükümlüdürler.” hükmünü amirdir. Vesayet, kamu düzenine ilişkin olup, Hakim res’sen herşeyi araştırmak yetkisine sahiptir. Kısıtlama ve vesayet altına alma bildirimi bir dava olmayıp, Hakimi bu konuda harekete geçiren bir uyarı olup, ihbarda bulunanın davada gerçek anlamda taraf olma durumu bulunmamaktadır. Kısıtlama ve vesayat altına alma işlemleri için TMK’nun 434.maddesi gereğince herhangi bir kişinin bildirimi yeterli olup bu işlemlerin Hakim tarafından doğrudan yürütülmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece, vesayetin kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek, davanın esasına girilip iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.