Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/8782 E. 2017/5877 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8782
KARAR NO : 2017/5877
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/10/2015 tarih ve 2014/1657-2015/846 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket hissedarlarından …’e vekaleten diğer müvekkili …’in, yine hissadarlarından … vekili … ile 07/01/2013 tarihinde protokol imzaladığını, buna göre …’nun müvekkili şirkette bulunan hisselerini devretmesi karşılığında davalıya 9.000,00 TL ve 20.000,00 TL bedelli iki senet verildiğini, …’nun hisselerinin devredilmesine rağmen, devir kararının karar defterine geçirilmediğini ve ticaret siciline bildirilmediğini, hisse devrinin ve protokol hükümlerinin geçerliliğini yitirdiğini, ancak davalının 9.000,00 TL bedelli senedi icra takibine konu ettiğini, müvekkili … tarafından alınan senet fotokopilerinde müvekkili şirket kaşesi bulunmazken, icra takibine konu edilen senette davacı şirketin kaşesinin bulunduğunu, davalı hakkında şikayette bulunulduğunu, dava konusu senetle müvekkili şirketin ilgisinin olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin borcu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptalini, davalı aleyhine % 40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokole göre borcun davalı … tarafından üstlenildiğini ve 9.000,00 TL ve 20.000,00 TL’lik senetlerin alındığını, senetlerden 9.000,00 TL bedelli senedin 7.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiye 2.000,00 TL’nin ödenmediğini, yapılan takibe davacıların itiraz etmeyip takibin kesinleştiğini, kötü niyetli olarak işbu davanın açıldığını, protokolü davacı …’in …’e vekaleten imzaladığını, borçtan davacı şirketin de sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklı davalının, borçlu davacılar aleyhine 9.000,00 TL bedelli ve borçlusu davacılar, lehtarı davalı olan senet nedeniyle takip yaptığı, protokolde davacı şirket ortağı …’in …’na 9.000,00 TL ve 20.000,00 TL bedelli senetler vereceğinin ve …’nun hisselerinin devir alınacağının düzenlendiği, protokolü ortaklar …’e vekaleten … ve …’na vekaleten davalının imzaladığı, hisse devir sözleşmesinde ise, … vekili davalının, davacı şirkete ait 250 hissesini 25.000,00 TL bedel karşılığından şirket ortaklarından …’e devrettiği ve bedelinin alındığı, davacı şirket ortaklarının … ve … olduğu, hisse devir sözleşmesinin tarafları oldukları için ortaklar genel kurulunun devre onay verdiğinin kabulü gerektiği, bu onayın da müdür olan davacı … tarafından sicile bildiriminin gerektiği, ancak davacının üzerine düşeni yapmadığı, senetlerin şirketin borçlarının tasfiyesi için verildiği ve üzerinde iki imza olduğu, anlaşmanın aksine senedin doldurulduğuna dair yazılı delil de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.