YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1844
KARAR NO : 2017/8614
KARAR TARİHİ : 08.11.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Hükümler : Sanıklar hakkında TCK’nın 37/1, 277/1, 62/1, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların ve şikayetçinin hazır edildiği 18.02.2014 tarihli duruşmada, CMK’nın 191/3. maddesine aykırı şekilde şikayetçinin beyanı alındıktan sonra sanıkların sorgu ve savunmalarının alınması, hükümlerin esasına etkisi olmayan hata olarak kabul edildiğinden bozma sebebi sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Evli olan sanıklar … ve …’nin, evlerinin önündeki araziyi kullanma konusunda akrabaları ile aralarında çıkan tartışmadan dolayı hakaret ve tehdit suçlarından yargılandıkları İnebolu Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/449 esasına kayden görülen davanın 24.04.2013 tarihli duruşma günü adliyeye gelmeden önce, sanık …’in ağabeyinin eşi ve diğer sanık …’nin de eltisi olan tanık …’ye, “Bizim tarafımıza tanıklık yap, bizim lehimize konuş” diyerek gerçeği söylemekle yükümlü olan tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs ettikleri iddia ve kabulüne konu olayda;
Karar tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 69. maddesi ile TCK’nın 277. maddesinin birinci fıkrasının sonuna “Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.” cümlesinin eklenmesi karşısında, TCK’nın 7/2. madde ve fıkrasındaki, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gözetilerek, sanıkların hukuki durumlarının yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Suç tarihinde sanıklardan … 63 ve eşi olan diğer sanık … 56 yaşında olup, sanıklar hakkında mahkemeye olan saygılı tutumları ve cezaların gelecekleri üzerindeki olası etkileri nedeniyle TCK’nın 62/1. madde ve fıkrası uygulandığı halde, “Sanığın pişman olmayışı, sanık hakkında İnebolu Sulh Ceza Mahkemesinde devam eden kamu davası, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılamadığından…” biçimindeki, duruşma tutanaklarına yansıyan herhangi bir olumsuz davranışları ve adli sicil kaydı bulunmayan sanıkların kişilik özelliklerine uygun düşmeyen, sanıklar hakkında takdiri indirim maddesi uygulanırken gösterilen gerekçeyle çelişkiye neden olan, henüz sonuçlanmamış ceza davasına sanıklar açısından olumsuz atıf içeren, sanıkların pişmanlık duymadığına dair sonuca nasıl varıldığını açıklamayan, yasal ve yeterli olmayan ibarelere dayalı olarak, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi,
b) Sanıklar hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3. fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve Anayasa Mahkemesinin TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının dikkate alınmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.