YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9907
KARAR NO : 2017/12047
KARAR TARİHİ : 03.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacılar … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03/10/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … ve müşterekleri vekili Avukat Serhat Hamdi Alperen geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, Mahkemenin 2004/634 Esas, 2006/283 Karar sayılı dosyası ile davalılar tarafından 2382 parsel sayılı taşınmazın 261m2 lik kısmı hakkında TMK 713/2 maddesi gereğince tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, davalıların başka gayrimenkule ait sahte belgeler ile başka taşınmaz hakkındaki davaları delil olarak göstermek ve yakınlık ilişkisi gizlenen kişileri tanık olarak dinletmek suretiyle hileli olarak lehlerine karar çıkmasını sağladıklarını açıklayarak, …2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/634 Esas, 2006/283 Karar sayılı ilamın yargılamanın iadesi yoluyla ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iadeyi muhakame isteyen vekilinin 8.9.2015 günlü dilekçesi incelenerek; tanıklar hakkında açılmış veya karar bağlanmış ceza davası bildirilmediği, karara tesir eden hileli davranış olarak gösterilen …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1993/658 Esas sayılı dosyasının delil olarak incelendiği, tarafların durumdan haberdar olduğu, HMK’nun 377. maddede öngörülen koşulların oluşmadığı gerekçeleriyle iadei muhakeme isteminin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin,
açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılması zorunludur (m. 137/1). Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez (m. 137/2). Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir (m. 138). Şu halde, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilmesi mümkün ise de, bu yönlerden yapılan inceleme tamamlandıktan sonra ön inceleme için duruşma günü tebliğ edilip, taraflara bildirilmesi usulen zorunludur. Çünkü tahkikat, tarafların ön inceleme duruşmasında anlaşamadıkları hususlar esas alınarak yürütülecektir (m. 140/3).
Dava, HUMK’nun 375/1 maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla …2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/634 Esas, 2006/283 Karar sayılı kesinleşen hükmünün ortadan kaldırılması isteğine ilişkindir.Yargılamanın iadesi ayrı bir davadır (HMK m. 374 vd.) ve dilekçe ile iptali istenen hükmü veren mahkemeden istenir. Dava dilekçesinde aranan koşulların bu dilekçede de bulunması ve Mahkemece başvuru harcı ve maktu harç alınmak suretiyle yeni bir dava gibi yeni esas numarası verilmesi ve HMK m. 379/1 gereği taraflar davet edilip dinlenildikten sonra karar verilmesi gereklidir.
Somut olaya gelince; davacılar (yargılamanın iadesi talep eden) tarafından açılan yargılamanın iadesi talepli davası ayrı bir esasa kaydedilmesine rağmen, dilekçelerin karşılıklı verilmesi ile ön inceleme aşamaları tamamlanmadan ve taraf delilleri toplanmadan duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilmiştir. O halde Mahkemece, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme yapılıp, duruşma açılarak tarafların gösterecekleri delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile dosya üzerinden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine,
taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 3.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.