YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/23528
KARAR NO : 2017/13233
KARAR TARİHİ : 06.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Sanığın müşteki …’ın … plakalı aracına yönelik hırsızlık ve mala zarar verme suçları, müşteki …’ya yönelik mala zarar verme suçu ve müşteki …’ya yönelik hırsızlık suçları için kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde suçların gece vakti işlenmesi nedeniyle hükmolunan uygulama maddesinin, 5237 sayılı TCK’nın 143 yerine, aynı Yasa’nın 43. maddesi olarak yazılması, yerinde düzeltilebilir yazım yanlışı olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye kısmen uygun olarak ONANMASINA,
2-Sanığın müşteki …’a yönelik 3 kez mala zarar verme suçu, müşteki …’ya yönelik hırsızlık suçu ve müşteki …’ya yönelik mala zarar verme suçları için kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
Sanığın müşteki …’ın …. plakalı araca yönelik hırsızlık suçundan zamanaşımı süresince işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Hırsızlık konusu araçların plakalarının farklı olması, araçlar üzerinde aynı müştekiye ait olduklarını gösterir şekilde amblem veya yazı bulunduğuna dair dosyada mevcut olan tutanaklarda bilgi bulunmaması ve sanığın savunmalarında da araçların aynı müştekiye ait olduğunu bilerek suçları işlediğine ilişkin anlatımın bulunmaması nedenleri ile 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararı kapsamında eylemlerini gerçekleştirmediğinin anlaşılmasına göre, tebliğnamedeki eylemlerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak:
1-Sanık hakkında, müşteki …’ya yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümde, suçun gece vakti işlenmesi nedeniyle hükmolunan uygulama maddesinin, 5237 sayılı TCK’nın 143 yerine, aynı Yasa’nın 43. maddesi olarak yazılması,
2-5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.TCK 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “Suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; müşteki …’nun 25 TL değerinde kilimini çalan sanık hakkında suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin miktar olarak az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Sanığın müşteki …’nun kilimini çaldığı, yakalandıktan sonra sakladığı yeri gösterip, soruşturma aşamasında müştekiye iadesini sağladığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Sanığın müşteki …’ya yönelik işyerinin dışındaki klimayı çalmaya çalışırken zarar verdiği, ancak meydana gelen hasarın, sanığın eyleminin klimanın mülkiyetine yönelik olması nedeniyle ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağının gözardı edilerek, beraati yerine yazılı biçimde hükümlülüğüne karar verilmesi,
5-Sanığın müşteki …’ın… ve … plakalı araçlarına zarar verdiği, bu araçlardan bir şeyin çalınmadığı ve bu araçlara yönelik eylemler için 2 kez mala zarar verme suçundan dava açılmasına rağmen mahkemece 3 kez mahkumiyet kararı verilmesi ve hüküm kurulurken hangi araca yönelik eylem için hüküm kurulduğunun belirtilmemesi,
6-Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 06.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.