YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2566
KARAR NO : 2017/8762
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5271 sayılı CMK’nın 142/1. maddesine göre koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinin her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceği, bu kapsamda davaya konu olay açısından baktığımızda; davacının en kısa sürede hâkim huzuruna çıkarılmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 141 vd. maddeleri uyarınca tazminat talebinde bulunulduğu, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/113 Esas numaralı ceza dava dosyasında, davacı (sanık) hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yürütülen yargılama kapsamında, aynı mahkemece yakalama müzekkeresi düzenlendiği, davacının (sanığın) bu yakalama kararına istinaden 06.09.2013 tarihinde Bursa’da yakalandığı, aynı gün Bursa 5. Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilerek 2013/883 D.iş sayılı kararı ile açık kimliği saptanıp, CMK’nın 147. maddesindeki hakları hatırlatılıp, müdafii huzurunda beyanı alındıktan sonra, sevk tutuklaması (yol tutuklaması) ile tutuklanmasına, hakkında tutuklama müzekkeresi düzenlenmesine ve Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla tutuklandığının yakınlarına bildirilmesine karar verildiği, aynı gün cezaevine konulan davacının (sanığın) 13.09.2013 tarihinde İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi huzuruna getirilerek beyanının alındığı ve tahliyesine karar verildiği, tazminat davasının ise 31.12.2014 tarihinde açıldığının anlaşılması karşısında, davanın 5271 sayılı CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürede açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, gerekçesi itibariyle yanlış, sonucu itibariyle doğru kabul edilmiş, Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2011 tarih, 2011/3 – 167 Esas, 2011/194 Karar ve 20.12.2011 tarih, 2011/2 – 364 – 2011/287 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi için hazine vekilinin duruşmaları takip zorunluğunun bulunmadığı gözetilmeden, davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, vekili aracılığıyla davaya cevap dilekçesi sunan davalı hazine lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı vekilinin duruşmalara katılmadığı gerekçesiyle dilekçe yazım ücretine hükmolunması ve Kanun yoluna başvurulması halinde yapılacak masrafların alınmasına ilişkin CMK’nın 330. maddesi gözetildiğinde, kararın henüz kesinleşmemesi nedeniyle tahsil edilecek yargılama gideri tutarının belli olmaması karşısında, 6352 sayılı yasa ile değişik CMK’nın 324/4. maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanunun 106. maddesine göre yapılacak terkin işleminin, infaz aşamasında yerine getirilmesi gerektiği gözetilmeden, 6352 sayılı yasanın 100. maddesi ile değişik 6183 sayılı yasanın 106. maddesine göre terkin edilmesi gereken 20 TL’den az olduğundan bahisle davacıya yargılama gideri yükletilmesine yer olmadığına karar verilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış, 31.12.2014 olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığında 08.01.2015 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı kabul edilmiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, isteme uygun olarak ONANMASINA, 13.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.