YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3063
KARAR NO : 2017/5453
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2015 tarih ve 2014/364-2015/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekil, itiraza konu edilen 2011/37447 başvuru numaralı marka ile müvekkilinin tescilli markaları arasında 556 sayılı KHK m. 8/1-b ve 8/4 anlamında iltibas tehlikesi olduğunu, başvurunun tüm sınıflar bakımından reddinin gerektiğini, karşılaştırılan işaretlerin aynı esas unsurları ihtiva ettiğini, MİM esas unsurlu marka başvurusunun müvekkiline ait tanınmış BİM markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve markalar arasında bağlantı kurulacağını, müvekkilinin 36. sınıfta BİM esas unsurlu tescilli markalarının bulunduğunu, markaların birbiri ile karıştırılması ihtimalinin bulunduğunu, itirazlarının reddine dair TPE YİDK kararının hukuka aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini, tanınmış olan BİM markasının her sınıf için koruma sağladığını iddia ederek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin markasının “MİM” logosu ve bu logonun açılımı olan “Müşteri İşlem Merkezi” ibarelerinden oluştuğunu, davacı adına tescilli markaların “BİM” ibaresi ile değişik sloganlardan oluştuğunu, söz konusu ibare ve sloganların tarafların faaliyet alanlarına ilişkin olduğunu, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markalar arasında aynılık ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin adına tescilli markanın ayırt edicilik niteliğine haiz olduğunu, markaların tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin olmadığını, markaların farklı sınıflar için tescilli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, açılan davanın yerinde olmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu söyleyerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı markasının davacının 2007 31018, 2007 31015, 2007 31016, 2007 31020 ve 2009 45261 tescil numaralı markaları ile bir kısım hizmetler açısından 556 sayılı KHK m. 8/1-b anlamında benzer olduğu, bu nedenle işin uzmanları yahut çok dikkatli kişilerden oluşmayan, yargılama konusu ürünler hakkında normal olarak bilgi sahibi olabilecek, yeteri kadar dikkatli ve tedbirli, marka ve işareti aynı anda göz önünde bulunduramayan tüketicilerin bu iki markanın aynı kişiye ait bulunduğunu sanmaları yahut da bu malları ve hizmetleri üreten işletmeler arasında idari- ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları ihtimalinin dahi yüksek seviyede bulunduğu, YİDK kararının (Tahsilatların yapılması, finansal ve parasal işlemlerin yapılması, Kaza, hayat, yangın, sağlık, deniz sigortası hizmetleri, sigorta araştırma hizmetleri, hayat sigortası istatistikleri hizmetleri (aktüerya hizmetleri), sigorta konusunda bilgilendirme hizmetleri.Finansal ve parasal hizmetler: Bankacılık hizmetleri, finansal yönetim hizmetleri, finansal analiz hizmetleri, finansal sponsorluk hizmetleri, finansal konularda bilgilendirme hizmetleri, factoring (mal satın alma – alacak toplama organizasyonları) hizmetleri, leasing (finansal kiralama) hizmetleri, taksitle alış veriş kartları düzenleme hizmetleri, para değişim hizmetleri.Gayrimenkul işleri: Emlak komisyonculuğu hizmetleri, apartman yöneticiliği hizmetleri.Menkuller için değer biçme (kıymet takdiri) hizmetleri: Gümrük komisyonculuğu hizmetleri.) hizmetleri için 556 sayılı KHK m. 8/1-b açısından iptali koşullarının oluştuğu, davacının BİM markasının “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için sektörel tanınmışlığa sahip olduğu, ancak bu tanınmışlık ile ilgili olarak 556 sayılı KHK m. 8/4’den kaynaklı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalı markasının “Antika paraların değerini belirleme hizmetleri, antikaların değerini belirleme hizmetleri, mücevherlerin değerini belirleme hizmetleri, pulların değerini belirleme hizmetleri, sanat eserlerinin değerini belirleme hizmetleri” için hükmünü devam ettirmesinde bir engel olmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Mahkemece, her ne kadar davacı adına önceden tescilli çok sayıda ”BİM” ibareli markaları ile davalı adına tesciline karar verilen ”MİM MÜŞTERİ İŞLEM MERKEZİ + şekil” unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi yönünden karıştırılma ihtimali bulunacak şekilde benzerlik olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, markasının ortalama tüketici kitlesinin umumi bakış açısı ve bütüncül intibası uyarınca markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde bir benzerlik bulunmamaktadır. Öte yandan her ne kadar davacı taraf adına tescilli 191131 tescil numaralı ”MİM” ibareli marka ile davalının başvuru markası arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmakta ise de markaların tescil kapsamında kalan hizmetler itibariyle, ortalama tüketici kitlesinin umumi bakış açısı ve bütüncül intibası itibariyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.