Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/7933 E. 2017/12614 K. 10.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7933
KARAR NO : 2017/12614
KARAR TARİHİ : 10.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, DSİ tarafından yapılacak kamulaştırma işlemine konu 48, 60, 61, 62, 63, 65, 66, 67, 68, 69, 70 ve 71 parsel sayılı taşınmazlar ile köy boşluğu ve dere yatağına vekil edeni tarafından ev, ahır, ambar ve müştemilatlar ile bağ, bahçe ve meyve ağaçları inşa edildiği/dikildiğini açıklayarak, taşınmazlar üzerindeki muhdesatların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 65 nolu parselde bulunan 41 adet ceviz, 3 adet şeftali, 3 adet incir, 10 adet hurma ile 62 nolu parselde bulunan 8 adet elma, 7 adet şeftali, 8 adet nar, 9 adet kayısı ağaçları ile 71 nolu parselde 143,20 m²’lik tek katlı balkon teraslı yapı, 71,12 m²’lik tek katlı naylon brandalı ambar, 24 m²’lik atermit çatı örtülü garaj, 24 m²’lik atermit çatı örtülü çardak, 6,25 m²’lik sundurmalı tandır, 14,04 m²’lik tek katlı naylon brandalı ambar, 26,30 m²’lik demir boru direkli kafes telli çiti, 31,92 m²’lik tek katlı işçi barınma evi, 36,96 m²’lik işçi evinin önündeki çardak, 135 m²’lik demir boru direkli kafes telli çit, 3,50 m²’lik işçi evi tuvaleti, 50,80 m²’lik tek katlı naylon brandalı ambar, 194,75 m²’lik profil çatılı atermit sundurma demir boru direkli kafes telli çit, 53,10 m²’lik demir boru direkli kafes telli çit, 16 m²’lik tek katlı naylon brandalı ambar, 65 nolu parselde 210 m²’lik nehir kenarındaki demir boru direkli kafes telli çit ile 68 parselde 1 adet, 67 parseldeki 2 adet su kuyusunun davacı tarafından yapıldığının/ dikildiğinin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava muhdesat aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre; davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması(6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde “Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir” denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaşma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla tespit davası açma hakkı tanınmıştır.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar teferruat niteliğindedir. Yine menkul mal niteliğindeki eşyaların da muhdesat olmadığı tartışmasızdır. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhtesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu’nun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez, hukuki yarar dava koşuludur.
Az yukarıda açıklanan hukuki olguların ışığı altında somut olaya gelince; toplanan delillerden davacının dava dilekçesinde belirttiği muhdesatların tespitini istediği, inşaat bilirkişi tarafından düzenlenen 24.03.2016 tarihli inşaat bilirkişi raporu ve eki foroğraflardan, aidiyetinin tespiti istenen 71 nolu parselde bulunan 24 m²’lik atermit çatı örtülü garaj ve 24 m²’lik atermit çatı örtülü çardak ‘ın boru ayalar üzerine çelik profil onun da üzerine oluklu artemit çatı levhaları döşeli ve etrafının tel örgü ile çevrili olduğu , 194,75 m²’lik profil çatılı atermit sundurma demir boru direkli kafes telli çitin, boru ayaklar üzerine profilden yapılmış çatı kontrüksiyonu üzerine döşeli artemit levhalı ve etrafı tel örgü ile çevrili olduğu ve menkul eşya niteliğinde oldukları, yine aynı parselde bulunan 26,30 m²’lik demir boru direkli kafes telli çit, 36,96 m²’lik işçi evinin önündeki çardak, 135 m²’lik demir boru direkli kafes telli çit , 53,10 m²’lik demir boru direkli kafes telli çit ile 65 nolu parselde 210 m²’lik nehir kenarındaki demir boru direkli kafes telli çitin menkul eşya niteliğinde oldukları anlaşılmaktadır. Davacının muhtesat niteliğinde olmadığı belirlenen boru ayaklar üzerine profil ve artemit çatılı garaj, çardak, sundurma ile demir boru kafes telli çitlere yönelik isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle dinlenemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; Mahkemece 71 nolu parselde bulunan 24 m²’lik atermit çatı örtülü garaj, 24 m²’lik atermit çatı örtülü çardak 194,75 m²’lik profil çatılı atermit sundurma demir boru direkli kafes telli çit, 26,30 m²’lik demir boru direkli kafes telli çit, 36,96 m²’lik işçi evinin önündeki çardak, 135 m²’lik demir boru direkli kafes telli çit , 53,10 m²’lik demir boru direkli kafes telli çit ile 65 nolu parselde 210 m²’lik nehir kenarındaki demir boru direkli kafes telli çit yönünden hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davaların reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, kabule göre de; davanın konusu (müddeabih) davalıların payına isabet eden muhdesat değeridir(zemin bedeli hariç). Buna göre, dava konusu muhdesat değeri üzerinden belirlenecek nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 s.lı HMK’nun 326/2. mad. uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, davalıların tapu payı oranında sorumlu tutulması gerekirken bu husus gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.